''İçimde yaramaz bir çocuk var''



Kendinden emin yürüyüşü, özgün giyim tarzı, kolundaki dövmesi ve her zaman bakımlı haliyle tanıyoruz onu.. Üniversitemizin İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu bilinen profesör kalıplarından oldukça farklı. O;
rock müzik dinliyor, bale yapıyor, kızıyla bara gidiyor ve dans etmeyi çok seviyor. Sıra dışı özellikleriyle dikkat çeken İnceoğlu’nu daha yakından tanımak isteyenlere işte onun portresi.

Söyleşi: Burcu Aydındağ

Akademisyen olmaya ne zaman karar verdiniz?

Açıkçası üniversitedeki yıllarımda hiç akademisyen olmayı düşünmüyordum. Üniversiteyi bitirdikten sonra biraz moda sektörüne gireyim dedim. Okul döneminde de rehberlik sertifikası almıştım. Cep

harçlığımı kendim kazanıyordum. O sırada akademisyenlikle hiç alakam yoktu. Ailede vardı ama ben biraz daha farklı bir kanattan bakmak istiyordum. Sonra baktım ki yaptıklarım beni manevi yönden tatmin etmiyor. Yüksek lisans yapmaya karar verdim. Bu aşamaya geleceğimi düşünerek de bu yola girmedim. Bir şeye başladım mı da sonuna kadar giderim.

İngiliz Dili ve Edebiyatından mezunu olduktan sonra yüksek lisansınızı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler üzerine yapmışsınız. İlginiz bu yönde miydi? Neden iletişim sektörünü seçtiniz?

İletişim her zaman ilgimi çekiyordu. İletişim çağın mesleğiydi. Basınla da çok ilgiliydim.

Özel bir medya kuruluşunda çalışmayı düşündünüz mü?

Hayır hiç düşünmedim. Akademisyenlik bilimsel araştırma yöntem tekniğini getiriyor, sistematikliği getiriyor. Kendi patronunsun. Bir gazete patronundan maaş alıp onun emrinde çalışmayı hiçbir zaman düşünmedim. Burada kimse bana karışmıyor. Bundan büyük özgürlük yok.

Başka bir meslek seçecek olsaydınız, ne olurdu?

Yine akademisyenlik olurdu. Ben sonuçta bir akademisyenin kızıydım. Babam 61 Anayasasını hazırlayan 7 bilim adamından biri... Ben babamın kızıyım. Babam her zaman çok hayran olduğum bir kişiydi. Onun kızı olmak hem çok güzel hem de bir o kadar zordu. Disiplin, dakiklik, sistematiklik bizim evde yükselen değerlerdi. Onun için babam akademiysen olmaya karar verdiğimde benim özgür kişiliğimi bildiğinden “Kızım iyi düşündün mü, bu uzun soluklu bir maraton” demişti. Beni meslek seçiminde baya yüreklendirdi ikisi de.

Kimi akademisyenler fazla teorik olmakla eleştiriliyorlar. Teorik bilgi pratiğe dönüştürülemiyor kimi zaman.. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Özellikle benim verdiğim dersler teoriden uzak düşünülemez. Ama sonra da güncel örneklerle bunu pekiştirmeye çalışıyorum. Öğrenciler bu konuda haksız değil. Her şey teoride kalıyorsa ve öğrenci, kuramı bir türlü güncele adapte edemiyorsa o zaman konu da pek anlaşılamıyor.

Sürekli gençlerle birlikte olmak nasıl bir duygu ?

Süper bir şey. Gençlerden gerçekten pozitif enerji alıyorum. Allah beni gençlerden uzak tutmasın.

İki sene önce bir geceliğine dj’lik yaptınız. Bir profesör olarak dj’lik yapmak nasıl bir duyguydu?

Bir profesör olarak değil bir insan olarak çok mutlu oldum. Çocuğa çok istediği bir oyuncağını verirsin ya onun gibi. Ben seçtim bütün müzikleri. Arkadaşlarım ailem hepsi geldi, destek verdiler. Özel bir gündü benim için.

Hard rock da çaldınız o gece. Rock müzikle aranız iyi sanırım..

Rock konserlerini kaçırmam. Bu sene de hepsine gittim. Mesela bu sene Metallica’nın da bulunduğu bir metal müzik festivali olmuştu. Ona da gittim. Çok zevkliydi..

Dövmelerinizi ne zaman yaptırdınız?

İlk dövmemi 16 yaşında yaptırdım. Bu dövme biyolojideki dişi ve erkek işaretiydi. Ama şu anki sistemle yapılmadığı için titrek ve silikti. Ondan sonra üstünü siyah lale ile kapattık. Biraz eğreti bir şey oldu. Laleyi de kapatmak için son olarak bu kanatlı kalbi yaptırdım. Ayak bileğimdekini yaptıralı da üç sene oldu. Şimdi de kol bileğime kızımın ve kocamın baş harflerini yazdırmak istiyorum.

Kanatlı kalp dövmenizin anlamı nedir peki?

Bir anlamı olsun diye yaptırmadım aslında. Diğer dövmeyi kapatma amaçlı olduğu için çok da fazla seçeneğim yoktu. Ama kanatları özgürlükle özdeşleştirebiliriz. Ben özgür ruhlu bir insanım.

Okulda şıklığınızla adınızdan söz ettiren hocalardansınız. Öğrencilerin bakışlarını üzerinizde hissediyor musunuz?

Giydiğim kıyafeti beğeniyor olabilirler. Zaten ben de beğendiğim için giyiyorum hepsini. Bazen soruyorlar nerden aldınız diye ben de söylüyorum. Bakkala giderken bile kendi içerisinde bir uyuma dikkat ederim.

Modayı takip ediyor musunuz?

Modayı takip ettiğim söylenemez. Çok demode şeyler de giyinmiyorum ama bir şey sırf moda diye de giyinmem. Kendi tarzımı kendim yaratıyorum. Pazardan da alışveriş yaptığım oluyor.

Kıyafetleriniz için ayrı bir odanız var mı?

Kocamla ortak bir giyim odamız var. Odayı ikiye bölüştük ve bu nedenle çok kavga ediyoruz. Kocamın eşyaları benimkinden daha çok. %60 hep onun lehine.

Sporla aranız iyi sanırım. Hangi sporları yaptınız?

Sporla aram çocukluğumdan beri iyi. 15 sene bale yaptım. İyi bir yüzücüyümdür, su sporlarını çok severim. Su kayağı, katamaran ve sörf sporlarını yaparım. Tenis de zamanında çok oynadım. Jimnastik salonlarında body building, kardiyo ve pilates çalışmaları yapıyorum.

Kızınızla aranızdaki ilişki biraz bahsedebilir miyiz?

Kızımı çok özlüyorum şu anda çünkü Sorbonne’da okumaya başladı. Kızım güçlü karakterli bir çocuk oldu. Hem benim sayemde ve hem de bana rağmen diyebilirim. Her anne kız gibi çatışmalar yaşadık. Kolay bir anne tipi çizmiyorum. Ama arkadaşlığımız çok iyi. İyi ki doğurmuşum. Büyüttüğün, yetiştirdiğin bireyi görmek insanı dehşet derecede mutlu ediyor. Sonuçta çocuklar anne ve babaların eseri. Kızıma gerek ben gerek kocam her zaman bir birey gibi davrandık. Çok fazlasıyla kişilikli, özgürlüğüne düşkün, müzik aşığı; piyano, gitar, bateri çalıyor, konserin de sıkı bir takipçisi. Kızımla aramızda sonsuz bir güven var. Kızım bazen benden daha mantıklı ve olgun davranabiliyor. Galiba benim büyümemiş halen çocuk kalmış bir yönüm var.

Kızınızla birlikte boş vakitlerinizi nasıl
değerlendirirsiniz?
 
Birçok şey yapıyoruz. Mesela beraber güneşlenmeyi çok severiz. Birbirimize özellerimizi anlatırız. Kızımla beraber bara da gideriz. Küçük Beyoğlu’na götürdü bir kere bizi arkadaşlarıyla beraber. Çok açık bir ilişkimiz var Deniz’le. Mesela Deniz’in sigara içmek gibi kötü bir alışkanlığı var. İçsem ayıp olur mu? dedi. Ben de hemen “yak bir tane” dedim. Flörtünü de anlatır, sigarasını da içer. Ana-kız ortak yaptığımız başka bir şey de dans! Ana-kız dans ederken tüm pisti dağıtıyoruz.

Günlük hayatınızda takıntınız var mıdır? Yapmaktan kendinizi alıkoyamadığınız bir şey…

Benim kişilik yapım zaten obsesif kompülsiftir. Hata yapmaktan rahatsızlık duyarım. Ama kimse mükemmel değildir. Onun için çok fazla çek ederim hata var mı diye. Mesela bir iki defa ütü prizde mi diye eve dönmüşlüğüm vardır. Acı olan ne biliyor musun? Hiç birinde prizde değildi.

Hayatınızda en büyük tutkunuz nedir ?

Eşimle benim en büyük tutkumuz seyahatler… Şimdiye kadar 40-45 ülke ziyaret ettim ama o kadar keşfedemediğimiz yerler var ki, onlar da hep uzaklar… Geçtiğimiz yıl Hindistan Tayland ve Honkong’a gittik. Bu yıl Vietnam- Kamboçya’ya gideceğiz. Yeni ülkeler keşfederken birbirimizde de keşfedemediğimiz yönlerimiz ortaya çıkabiliyor. Örneğin Hindistan’ın atmosferinin bana çok yaradığını iddia ediyor kocam, adete cool bir kadına dönüştüm orada. Beni böyle görmek onu hem şaşırttı hem mutlu etti.

Öğrencilerinizle olan ilişkinizi nasıl nitelendirirsiniz?

Öğrencilerimle sıcak ama bir o kadar da mesafeli ilişkilerim var. Her türlü kötüye kullanım ve suiistimale karşı hoşgörüsüz olduğum için öğrencilerle bu mesafeyi tutmam gerektiğine inanırım. Onlarla gerektiğinde dertleşirim, başkalarıyla yaşadıkları iletişim sorunlarında yardımcı olmaya çalışırım.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3