Üç süper sergi birden




İstanbul Modern’de bu aralar sergi bolluğu var. Çağdaş sanatın feminist sesleri kimlik meselesi üzerine düşünürken birtakım insanlar panonun önünde durup poz vererek sanatın nesnesi haline geliyor. Merak ediyorsanız gidin, görün.
Haber: Gözde Kazaz

Eğer boş bir zaman bulmuşsanız, ne zamandır değişik bir şeyler yapmadığınızı düşünüyorsanız ve aklınızda ne yapabileceğinizle ilgili net bir fikir yoksa İstanbul Modern’e gitmek ilginizi çekebilir. Çünkü Modern’de eylül ayından beri devam eden üç yeni sergi var. Videodan heykele, fotoğraftan enstalasyona farklı araçların kullanıldığı ve çeşitli disiplinlerden birçok sanatçının yer aldığı bu sergiler farklı fikirleri buluşturarak gündelik hayatın içinde yer alan, meselelerle ilgili farkındalık yaratmanın farklı yollarını deniyorlar.
İstanbul Modern’de yeni şeyler görebilirsiniz. Hiçbir yeniliği ve ilham gücü olmayan şeyler de görebilirsiniz. Sanat gibi göreceli bir alan hakkında kesilen ahkamların da elbette göreceli olacağını akılda tutarak bir de kendi gözlerinize güvenmekte fayda var yine de.

‘Suyun bir arada tuttuğu’

1970’lerden günümüze çağdaş sanata yön vermiş 39 sanatçının eserlerinin sergilendiği ‘Suyun bir arada tuttuğu’ sergisi, Avusturya elektrik şirketi Verbund’un  derlediği bir koleksiyon. Sergi, ‘performans’ ve ‘mekanlar, yerler’ isimli iki bölümden oluşuyor. "Performans" başlığı altında, 1970’lerde başlayan süreçte sanatçıların kendi bedenlerini keşfetmeleri, kimlik meselesi üzerine düşünmeleri ve feminist başkaldırı gibi yönelimlerinin yansımaları var. "Mekânlar/Yerler" bölümü ise sanatın mekân ile kurduğu ilişkiye odaklanarak, mekânın sanatçılar tarafından yıkılıp, sonra yeniden nasıl tümlenebileceği fikrini izleyiciye sunmayı amaçlıyor. Fakat bu niyet bizde nasıl bir karşılık buluyor, orası biraz şüpheli. Modern sanatın sınırlarını ve etkisini sorgulamak bakımından izleyici düşünceye sevk edebilecek çalışmalar bunlar. Eğer bu amaca hizmet ediyorlarsa ne ala, fakat aktarılmak istenen mekanın sanatçılar tarafından yıkılıp tekrar tümlenebileceğiyle ilgili bir fikirse, başarılı olduğu söylenemez.
Serginin en ilgi çekici kısımlarından biri Urs Luthi, Cindy Sherman, Sarah Lucas gibi önemli feminist sanatçılara ait çeşitli çalışmalar. Toplumda kadının biçilmiş kalıplar içinden çıkma çabalarını çeşitli fikirlerle yansıtan bu çalışmalarda kimi Lucas gibi memelerinin yerine iki sahanda yumurta koyup fotoğraflıyor, kimi Urs Luthi’nin çalışmasındaki gibi ‘I’ll be your mirror’ diyerek fotoğraf karesinden bize bakıyor. Kimisi de Kate Gilmore’un ‘açık kollarla’ isimli videosundaki gibi acımasızca kendisine atılan çürük domateslere karşılık umutlu ve mutlu ifadeyle kollarını açıyor.

‘İnsan Halleri’

‘İnsan halleri’ başlıklı fotoğraf sergisinde ise iki ayrı çalışma bir arada sunuluyor. Ergün Turan ile Süreyya Yılmaz Dernek, İstanbul’un kalabalık sokaklarında ellerinde siyah bir panoyla dolaşmışlar ve sokaktaki insanların fotoğraflarını bu panonun önünde çekmişler.
Çalışmaya, bir nevi ‘İstanbul hatırası’ izlenimi veren bir nostalji duygusu katılmış olsa da, fotoğraflara konu olanlar öyle pek bir nostalji havası taşımıyor. Hem sokakta her gün yürürken görebileceğimiz hem de bir sergi salonunda şahit olduğumuzda biraz şaşırdığımız insanlar. Herkesten farklı olmalarıyla biraz herkesi hatırlatıyorlar. Bıçkın iki ‘delikanlının’, fotoğraf makineleri ellerinde dışarı çıkmış bir örnek giyimli  iki arkadaşın, yaşlı bir İstanbul beyefendisinin hikayesini merak ediyorsunuz. Karşı duvarda bulunan bölüm ise Sıtkı Kösemen’in çalışmasına ayrılmış. Ölü taklidi yapan insanların yer aldığı fotoğraflarda kimi elinde poşetler, kimi açık buzdolabı kapısının önünde kimi de boş bir çimenlikte uzanıp çeşitli ölüm pozları vermiş kişiler “bir çeşit protesto gösterisinde bulunuyor”.

‘Şehir Yükseliyor’

3 sanatçının Video çalışmalarından oluşan ‘Şehir yükseliyor’, adından da anlaşılacağı gibi günümüz  şehir merkezlerinin politik ve duygusallıktan uzak yaşantısına, sürekli yinelenen eylemlerden oluşan rutin temposuna odaklanıyor. Adını Umberto Boccioni’nin 20.yüzyılın başında şehirlerin sürati, gürültüsü ve heyecanını göklere çıkaran resminden alan sergide eserleri bulunan sanatçılar ise Ali Kazma, Fikret Atay ve Zbig Rybczynski.
Özellikle Zbig Rybczynski’nin çalışmaları etkileyiciliğiyle izleyiciyi adeta hipnotize ediyor. Polonyalı usta sinemacının  1984 yılında En İyi Kısa Animasyon Filmi Oscar’ını alan ‘tango’yla; şehir hayatının rutinliğinin tasvir edildiği ve yayınlandığı dönem Polonya’da yasaklanan  ‘çorba’ isimli 4 kısa filminin bulunduğu Rybczynski seçkisi şiddetle tavsiye edilir.
Fikret Atay’ın 2006 yılında Paris’te çektiği “bahar humması” (spring fever) videosu, Paris’te istihdam sözleşmesine karşılık sokağa dökülen öğrencilerin yürüyüşlerini anlatıyor. Atay, polisin militarize kuvvetine bir alay niteliği taşıyan görüntüler sunuyor bize.

‘Şehir yükseliyor’ 11 Ocak’a kadar, ‘İnsan halleri’ 25 ocak’a kadar ,‘Suyun bir arada tuttuğu’ ise 11 ocak’a kadar görülebilir. İstanbul Modern’e girmek perşembeleri ücretsiz. Var olan süreli sergilerin yanı sıra mekanın sürekli sergisi ‘Modern deneyimler’ de görülmeye değer.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3