Boy Aynası söyle bana, var mı benden daha trendi?



”Boy AynasI” adlI köşesiyle ünlülerin korkulu rüyasI olan Melis Alphan, Türkiye’de moda denilince akla gelen ilk isimlerden biri oldu. London College of Fashion mezunu olan Alphan, hayatImIza moda kurbanI, kIyafet orucu gibi kavramlarI da sokan kişi.
Haber ve fotoğraf: BarIş Mumyakmaz

“Ben ünlüyüm, param da çok, istediğim gibi giyinirim ve herkes bana hayran kalIr” laflarI artIk çok eskide kaldI. Yüksek sosyeteden, sanatçIlara, teknik direktörlerden, siyasetçilere kadar giyim tarzIna “toz kondurmayan” birçok ünlünün artIk korkulu bir rüyasI var: Melis Alphan. London College of Fashion mezunu Alphan, Milliyet’teki “Boy AynasI” köşesinden moda anlayIşImIza “akademik” bakIşI getiren kişi oldu. Öyle ki, ondan hiç haz etmeyenler bile onun köşesini okumadan dIşarI çIkamaz oldular! Galatasaray‘daki Limonlu Bahçe Cafe’de buluştuğumuz Alphan ile tarzI, Londra, ilk gazetecilik yIllarI ve moda endüstrisi üzerine söyleştik.
Her şeye en baştan, ta çocukluğundan başlayalIm. Seninle ilgili aklIma gelen ilk görüntü şöyle: İzmir’deki sIcak ve huzurlu evinde oturan 6 yaşIndaki Melis Alphan bebeklerine elbise dikerek hayali defilelere çIkarIyor...
Kesinlikle hayIr! Londra’daki moda tasarIm okuluna ilk gittiğimde herkesin bebek giydirme deneyimi vardI! Benim dikişle bile alakam yoktu! Star Wars oyuncaklarI ve arabalarla oynardIm. Bebeklerim de vardI. Ama onlara hiç kIyafet dikmedim.

Okula başladIn. İlkokul, ortaokul derken soluğu İzmir Amerikan Koleji’nde almIşIn...
O aralar yazI yazma isteğim ortaya çIktI. Türkçe öğretmenim deprem hakkInda yazdIğIm bir kompozisyonu çok beğenip beni teşvik etti. YazdIkça okuma isteğim de arttI ve deli gibi kitap okuyordum!

Peki, 90’larda lise öğrencisi olmak neler yapmak demekti?
Queen en sevdiğim müzik grubuydu. Dönemin grunge etkisiyle Nirvana dinleyip oduncu gömleği giymişliğim de var. Dönemin trendleri olan Levi’s 501 ve kIsa süre moda olan Loft’u da kesinlikle kaçIrmadIm. AyrIca, odamda o kadar çok poster vardI ki, en son olarak tavana asmaya başlamIştIm!

Ailen bu duruma ne diyordu?
Annem bendeki cevherlerin ortaya çIkarmak için didinmeyle meşguldü. Ata binme, bale, resim, müzik ve daha bir sürü kursa gönderdi. Hepsini bIraktIm. YalnIzca resim kursu ilgimi çekmişti. Fakat daha sonra gördüm ki, ressamlar parasIzlIktan sürünüyor. Ben de bana uygun ne olabilir diye düşündüm ve aklIma moda tasarImI geldi. İşte bu şekilde 16 yaşIna geldiğimde moda tasarImcIsI olmak istediğimi biliyorum.

Üniversite yIllarIna geçelim. Londra’da okumaya nasIl karar verdin?
Tamamen ABD ve Amerikan Koleji’ne olan tepkimden kaynaklandI. Uçağa atlayIp Londra’ya okul bakmaya gittim. İstediğim yer London College of Fashion. Ama randevu alIp başvurmamIştIm. Bu şekilde okula kabul edilmem imkansIzdI. O kadar istiyordum ki kendimi hemen bir telefon kulübesine atIp dekanI telefon yağmuruna tuttum. O kadar Israr ettim ki, o da beni okula almak zorunda kaldI!

“Müslüm Gürses’e o kadar kIzmIştIm ki, ilk Boy AynasI’na onu geçirdim!”

Londra nasIldI? Üniversite sana ne kattI?
İzmirliler duymasIn ama İzmir’i sevmeyen tek İzmirli benimdir belki de! Londra’yI hala İzmir’den daha çok seviyorum! Oraya ilk gidince neye uğradIğImI şaşIrdIm. Aylarca durmadan alIşveriş yapIp gezdiğimi hatIrlIyorum. Okul da gerçekten bana çok şey kattI. Bütün dersler yaratIcIlIk gereken projeler üzerinden yürüyordu. Öyle ki, sanIrIm orada hiç yazIlI sInava girmedim. En son yazIlI sInavIma 17 yaşInda girdiğimi hatIrlIyorum! Okulun son yIlI tez yazIm aşamasIndayken New York’a değişim öğrencisi olarak gittim. Modern sanat ve mimari dersleri aldIm. YIllardIr karşItI olduğum ABD’ye hayran kalmIştIm! Ama bir dönem sonra Londra’ya dönüp tezimi yazdIm.

Tezin ne üzerineydi?
Giysilerle iletişim üzerine. O zamanlar alt ve gençlik kültürleriyle ilgiliydim. Londra bu konuyu gözleyebilmem için biçilmiş kaftandI: EtrafIm punk, dazlak ve sanatçIlarla kaynIyordu. İnsanlarIn geçmişten bugüne giysileriyle vermek istediği mesajlarI araştIrdIm.

Tezin bitince hemen Türkiye’ye dönmüşün. Londra’da mutlu değil miydin?
Mutlu olmasIna mutluydum ama olmadI. Gelmeden önce orada bir halkla ilişkiler firmasI ve moda dergisine girmeme rağmen ikisine de IsInamadIm. AslInda bunun nedeni rekabetten bIkmIş olmamdI. 21 yaşInda bir kIzIn kaldIramayacağI kadar dedikodu ve entrika ile doluydu Londra’nIn moda ortamlarI.

Türkiye’ye dönüp ne yaptIn?
İstanbul’a yerleştim. İlk olarak bir tekstil firmasIna girdim. Sevmedim, hemen ayrIldIm. Daha sonra Vizyon Dergisi’ne moda editörü olarak girdim. Fakat o zaman da tam 2001 ekonomik krizi patlak verdi. OrtamI iyiydi ama dergi battI! Oradan Radikal’e geçtim. Hafta sonu ekindeydim. Orada gazeteciliği daha iyi öğrenmek için modadan biraz uzak kalmam gerektiğini anladIm. DIşarIya çkIp haber kovaladIm.

Gazeteci Melis Alphan’In ilk haberleri nelerdi?
Ne haberler yapmadIm ki! O ara İstanbul’da her yere “sex shop” açIlIyordu. Onlarca dükkana gidip röportajlar yaptIm. Ya da bir gün Fatih’te türban kuaförüne gidip haber yapacaktIm. Ancak kuafördekiler bana o kadar çok soru sordular ki, çIktIğImda sanki onlar benim haberimi yapmIşlar gibi hissettim!

“Boy AynasI”nIn fikri nasIl ortaya çIktI?
Fikir Tuba Akyol’dan geldi. Bir gün Müslüm Gürses ile röportaj yapmam gerekiyordu. Ama bana randevu vermesine rağmen beni gece yarIsIna kadar bekletip sonra da ekti! O kadar sinirlenmiştim ki, ilk olarak boy aynasIna onu geçirdim!

Türkiye ikiye bölünmüş durumda: Melis Alphan’I destekleyenler ve ondan hiç haz almayanlar. Bu seni rahatsIz etmiyor mu?
Önemli olan insanlarIn bir şekilde tepkili olmalarI. Hiçbir zaman herkes sizi sevemez. Zaten eğer hiçbir tepki almasaydIm “Boy AynasI” var olamayacaktI. Benim gibi yazan basInda birçok kişi var ama sanIrIm benim farkIm politakacIlara da el atmam oldu! Sonunda üzerine bu insanlarIn büyük bir çoğunluğu kendilerini göstermek peşinde.

Peki, hiç sen de giydiklerinden dolayI eleştirilmekten korkmadIn mI? Seni hiç boy aynasIna geçirdiler mi?
Ben kendimi davetlerde gösterme peşinde değilim ki! Ama bir seferinde yayIn yönetmenimiz bir cenazeye kIrmIzI çiçekli elbiseyle gittiğim için “yarIn da seni çIkaralIm boy aynasIna!” demişti. Mesaideydim ve kIyafet değiştirme şansIm yoktu! Ne yapabilirdim ki?

Türkiye’de moda endüstrisinin gidişini nasIl buluyorsun?
Son yIllarda büyük bir değişime uğradI. Hem moda hem de talebin patlama noktasIna geldiği aşikar. O yüzden, herkes moda ile daha bir ilgili. Ancak bu bireysel tarzlara sahip olduğumuzu göstermiyor.

Peki ya gençler nasIl giyiniyor?
Bağdat Caddesi gençliği tam buna örnek. Moda kurbanlIğInIn en üst noktasI. Bir gruba ait olma isteği bizde ağIr basIyor. Burada yalnIzca giyimden bahsetmiyoruz. Jestler, konuşma şekli, yaşam tarzIna kadar bütün bir kültür söz konusu.

Peki, senin tarzIn nedir?
Çok fazla bağIran bir tarzIm yok. Daha çok küçük ayrIntIlara önem veririm. Mesela ütüsüz bir şeye kesinlikle dayanamam. SIrf bu yüzden kendime bir sanayi ütüsü bile aldIm!

KIyafet orucu tutmuştun, değil mi? Böyle bir şeyi insan neden yapar ki?
YurtdIşInda zaten bilinen bir şeydi. fiuursuzca para harcIyordum kIyafetlerime. Bir yIl boyunca hiçbir kIyafet almamaya karar verdim ve bunu hiç bozmadIm. KIyafet orucum sayesinde kendimi terbiye ettim. Ondan sonra bir baktIm ki, moda bana giderek daha anlamsIz geliyor.

Peki, iyi giyinmek için çok mu para lazIm?
Önemli olan ne kadar paraya sahip olduğunuz değil. Tarz sahibi olmayI bilmek gerekli. Buna en iyi örnek Paris Hilton. O kadar zengin olmasIna karşIlIk bu kadar kötü nasIl giyiniyor anlamIyorum. Yine de tarz sahibi olmak isteyen elini biraz cebine atacak. Bu bir özen meselesi.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3