Adaların yeni sakinleri



İçinde bulunduğumuz günlerde adalar daha önce pek tanışık olmadığı bir kitleye ev sahipliği yapıyor. Şehrin stresinden kaçan üniversite öğrencileri ve gençler, adaların sakinliğinde huzurlarını arıyorlar.
Haber: Çiğdem Toparlak fotoğraf: Barıı Mumyakmaz

Çoğumuzun hafta sonları veya yaz rotalarının arasında yer alan Prens Adaları bazılarımız için yaz kış yollarını aşındırdığımız bir yer haline geliyor. İstanbul yurdun dört bir yanından göç alıp kalabalıklaşmaya başladıkça, kalabalıklardan kaçan gençler sakinliği adalarda buluyor. Gençlerin taşınma sebepleri arasında ufak tefek farklılıklar olsa bile ağızlarından şu ortak cümleyi duyabilirsiniz: “Biz şehirden çok sıkıldık.”

Vapur saatlerine bağımlı yaşamak:
Adaların en büyük sorunu, anakarada çalışanlar ve öğrenciler için, kente uzaklığı olarak görülüyor. Çünkü vapurla aşılan yol yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Varılan iskeleden gidilecek yere olan mesafe de cabası. Fakat bu yolun vapur ile aşılabilmesi, uzunluğunun yarattığı problemi hafifletiyor. Ayrıca vapur seferleri adalarda yaşayan insanlar için bir boyut değiştirme aracı olarak da görülebiliyor. Zira dönerken kullandıkları vapurlar onları şehrin keşmekeşinden uzak bir mekâna taşıyor. Adalarda yaşıyorsanız, hayatınızı vapur saatlerine göre programlamanız gerek, istediğiniz her zaman anakaraya ulaşamazsınız. Tabii ulaşmak istiyorsanız.

Pamuk eller cebe mi?
Adalarda dükkânlardan aldığınız ürünlerin fiyatlarını tahmin etmek için, anakarada aldığınız ürünün üstüne birde yol parası eklemeniz gerekiyor. Ada dükkânları şehirdekilerden bir miktar daha pahalı oluyor. Ancak süpermarket zincirleri Adalar’a da el atmıı durumda. Bu da Adalar’a ticari rekabeti  getirmiı oldu. Bakkal amca ile ilişkiler bozulmuş olsa da adalılar için hayat artık biraz daha ucuz.

Ev fiyatları şehir içindekilerden daha ucuz olmakla birlikte, bu fark çok da fazla değil. Ama verilen para karşılığı yaşanan evlerin konforu çok daha fazla. Yüksek tavanlar, yeşil bahçeler, güzel manzaralar evlerin değerini oldukça yükseltiyor.

İçindeymişik, yeşilmişik, safmışık:
Adalar yeni gelen sakinlerine sosyal ilişkiler ve sakinlik bakımından 30 yıl öncesinin İstanbul’unu vaat ediyor. Adaya taşınan gençlerin kimi kendi sosyal çevrelerini yine onlar gibi adaya taşınan arkadaşlarıyla kuruyor. Kimi ise eski “Perihan Abla” dizisindeki mahalleyi andıran ada halkının arasına karışıyor, onların “çocukları, kardeşleri” oluyor. Her iki şekilde de adalar kendilerine geleni kovalamıyor, etekleri altına alıyorlar. Merak konusu olan ise adaların bu korunmuş hallerini ne zamana kadar sürdüreceği, karmaşadan ne kadar süreyle uzak durabileceği.

“fiehirdeki hareketliliği seviyorum, sonra adaya dönebilmek kaydıyla”

Ne kadar zamandır Adalar’da yaııyorsun?
15 yıldır Büyükada’da yaşıyorum. Babamın tayini çıkmıştı. Ben ilkokuldayken arada sırada, hafta sonları adaya gidiyorduk. İlkokuldan sonra ben tamamen orada okudum. Sonra değişti hayat. fiehir değil yani orası başka bir yer. Adaların kendine has bir hali var.

Adada büyümek senin sosyal hayatını etkiledi mi?
Elbette. Bir kere arkadaş çevreni etkiliyor. Senin okuldaki arkadaşların aynı zamanda sokakta görebildiğin bakkalın çocuğu, komşunun oğlu falan. Onlar doğma büyüme adalılar. Mahalle havası var. Okuldan çıkıyorsun denize gidiyorsun, baskete gidiyorsun. Çocukluğum adanın nimetlerinden faydalanarak geçti.

Eğitim için anakaraya döndüğünde şehre adapte olabildin mi?
 Liseye başladığım ilk iki sene alışamadım. Ağlayarak gidip geldiğimi hatırlıyorum. Çünkü adada kapalı bir çevrede yaşıyorsun. Adanın da bir sosyal hayatı var. Dışarıya gerek duymuyorsun. Anakarada bir öğrenci okula gittiğinde kimseyi tanımıyor ve birileriyle konuşması gerekiyor. Ama adalı diyor ki “Ben adaya döndüğümde benim zaten arkadaşım var”.

Bir seçim yapman gerekse, adada yaşamak ya da anakarada yaşamak, hangisini seçerdin?
Adada. İyi-kötü yönlerini ortaya koyarsan iyi yönleri daha fazla. Bir kere daha insancıl bir hayat var orada. Ayrıca herkes huzur içinde yaşıyor.

Adada yaşamanın zorlukları var mı peki?
Var. Çünkü hayat şehirde akıyor. Mesela iş ararken vapur saatlerine bakmak zorundayım, her şey vapur saatine bağlı. Anakarada birçok mekâna gidebilirsin. Ama adaya en son vapur on birde ve ondan sonra hiçbir şey yok. Dükkânlar kapalı. Ben ilk üniversiteye girdiğimde sorun yaşıyordum. Çünkü gezmek istiyorsun, sen de eğlenmek istiyorsun ama vapura bağlısın. Hep bir arada kalmışlık: şehir mi ada mı? Ben şehirdeki hareketi seviyorum mesela ama şundan dolayı seviyorum: sonra ben evime gidiyorum ama bu kalabalık burada kalıyor.

Adaya taşınan gençlerin ve üniversite öğrencilerinin sayısı artıyor gibi?
Çok var. Her sene artıyor.  Ben vapura dikkat ediyorum hep. Her vapurun kendi insanı vardır. Mesela 18:30 vapurunun insanı bellidir. 07:40 vapuru vardır onun insanı bellidir. O yüzden sen insanları tanıyorsun kim gelmiş kim gitmiş.

Ada halkı yeni gelenlerden şikâyetçi mi?
Hani nasıl denir, siyah giyenler arasında kırmızı giyen biri gibi. Yani ada hem bu kadar kopuk gözükürken aynı zamanda bunun içinde. Ve sen bir şekilde bu sisteme dâhil oluyorsun. Ama karşıdaki insanla iletişime geçtikçe, onu tanıdıkça ortam sakinleşiyor. İlk başta şöyle karışırlar mesela, dışarı çıkarsın “Böyle üşürsün üstüne bir kazak al” der komşun. Önce bu senin hoşuna gider. İki gün sonra der ki “Senin evine kim giriyor?” Adada çok farklı yaşıyorsun. Mesela şimdi adada mantar zamanı.  Burada İstanbul’daki gibi doğal hayat satılmıyor sana. Sen orada onu yaşıyorsun.

“Farklı bir ıeyler aradığım için ada bana hitap ediyor”

Adada yaşamaya ne zaman karar verdin?
Erasmus öğrencisiydim. Yurtdışından geldiğimde evimi falan taşımıştım zaten. Büyükada’da arkadaşlarım vardı, onlar bizim yanımıza gel dediler. Ben de kararımı verdim. Farklı bir hayat yaşamak istiyordum Türkiye’ye döndüğümde.

Bütün öğrenciler okuluna yakınbir semtte ev tutar. Sen neden adayı tercih ettin?
Ben de 3 yıl Ortaköy’de oturdum, Fındıkzade’de oturdum. Sonra adaya geçmeye karar verdim.

Neden adaya gitmeye karar verdin?
Çünkü çok sıkıldım. Trafiği, kargaşası bunalttığı için adaya taşınma kararı aldım.

Gece dışarı çıkmıyor musun?
Çıkıyorum.  Zaten çıktığım zaman arkadaşlarımda kalıyorum. Bir de adaya taşındığımdan beri çok da dışarı çıkmak istemiyorum açıkçası. Burada hayvanlar falan var, onlarla ilgileniyorum, kendimle ilgileniyorum.

Ulaşım sorunu olmuyor mu?
Ulaşım sorunu olmuyor. Deniz otobüsleri var süreyi kısaltan. Daha uzun süreli vapurda da kitap okuyorum, masaları var. Yarım saatlik otobüs yolculuğundan çok daha kolay adaya 1,5 saatte gitmek.

Eski İstanbulluların vapur muhabbetleri vardır. Sizde de öyle şeyler var mı?
Vapurun bir rahatlığı var. Bir süre sonra herkesi tanıyorsun zaten, aynı insanlar aynı saatlerde gidip geldikleri için. Daha ilginç bir havası var, büyük şehir gibi değil kasaba gibi. Bu da bana ilgi çekici geliyor.

Adada fiyatlar nasıl peki?
Çok daha pahalı. Evler değil ama yaşam daha pahalı.Ev kiraları 1 milyar civarında ama şehirdeki evlere göre daha güzel, eski evler. Tavanı yüksek, dışarı baktığın zaman beton bir yer değil gördüğün.

Muhabbetiniz nasıl adalılarla? Onlarla da kaynaştınız mı yoksa sadece kendi içinizde mi kaynaştınız?
Kaynaşanlar var ama ben onlardan değilim. Küçük yerde yaşıyormuş gibi de hissetmek istemiyorum. Herkesin gözü üzerimde olsun istemiyorum.

Genelde öğrenciler İstanbul’da hareketli bir yaıam sürmeyi tercih eder. Seninki tam tersi bir durum.
İnsan yaşadıktan sonra bu hareketli hayatı sonuna kadar böyle devam ettiremiyor. Biz de zamanında çok gezdik tozduk ama şimdi biraz daha farklı bir şeyler aradığım için ada bana hitap ediyor.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3