MSGSÜ öğrencisi kira mağduru



Üniversite öğrencileri yerleşkelerine olan aidiyetlerini dile getiriyor: Bir grup Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencisi, 23 Ekim’de okullarının Beşiktaş’taki binalarının Bahçeşehir Üniversitesi’ne kiralanmasını protesto etti. Peki, iddialara karşı taraf ne yanıt veriyor? Ya MSGSÜ’nün eksik kalan eğitim imkanları nasıl giderilerecek?

Haber: Azize Pehlivanoğlu Fotoğraf: Barış Mumyakmaz

Düzenlediği konferans ve sertifika programlarla adını medyada sıkça duyuran Bahçeşehir Üniversitesi (BÜ), bu günlerde farklı bir konuyla gündemi meşgul ediyor. Bazı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) öğrencileri ve Eğitim-Sen’liler, yerleşkelerinin  BÜ’ye kiralanmasını protesto etmek amacıyla geçtiğimiz ekim ayında eylem düzenledi. Bu durum birçok sivil toplum kuruluşunu harekete geçirdi. Peki, iki eğitim kurumunu karşı karşıya getiren,  bu konunun içeriği nedir? Olay niye birçok medya kuruluşunda gündeme gelmedi? Taraflar bu konuda neler söylüyor? 

“fiehrin göbeğinde bir dünya üniversitesi”
Son dönem vakıf üniversitelerinin sloganı haline gelen bu söylem Bahçeşehir Üniversitesi tarafından da benimsenmiş gözüküyor. Çünkü BÜ, 2004 yılında Beşiktaş Adliyesi yanındaki binayı ve hemen sonrasında da MSGSÜ’nün o dönem kiracısı olduğu binaları kiralayarak kampüsünü şehre taşıyor. Eylemcilerin iddialarına göre üniversitenin Beşiktaş’a taşındığı ilk günden beri benimsediği genişleme politikasının onları mağdur ediyor. Beşiktaş sahilde bulunan kantine BÜ öğrenci olmayanlar giremiyor. Daha önce “İskele“ olarak bilinen otobüs durağının adı ise bir şekilde “Beşiktaş Bahçeşehir Üniversitesi” ismini alıyor.

BÜ’den ses yok
Konuyla ilgili görüştüğümüz Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim görevlilerinden Sibel Yardımcı ve Yıldırım fientürk öncelikle şu noktanın anlaşılması gerektiğini düşünüyor: Yapılan eylemler, açılan davalar ve tüm bu ortak bir bilinç oluşturma çabası güdüyor. Bunun yalnızca MSGSÜ Beşiktaş Yerleşkesi’nin bir bölümünün alınmış olması ve buradan taşınma korkusuna karşı durma çabası olmadığını söylüyorlar. Elbette üniversitenin mağdur kılındığı noktalar var. “Eğitim kutsaldır” söylemi ardından MSGSÜ’nün eğitiminde sorunlar yaşanmasını dile getirmek istiyorlar. 
Konuyla ilgili olarak görüşmek istediğimiz Bahçeşehir Üniversitesi rektörü ya da akademisyenlerinden herhangi biri açıklama yapmamayı tercih ettiler. O yüzden, durumdan ne kadar rahatsızlar ya da bu konuda ne düşünüyorlar bilmiyoruz. İlk olarak aklımıza bunun nedeninin başlayan dava sürecinde etki etmemek isteği olduğu geliyor.

Yerleşkeden başka alternatif yok mu?
Eylemcilerin en büyük sorusu BÜ’nün neden kendi yerleşkeleri yerine Beşiktaş sahilindeki diğer eğitim vermeyen diğer binaları kiralamamış olduğu. MSGSÜ dışında Beşiktaş’ta birçok cafe, bar ve dükkan olduğunu anımsatan öğrenciler, eğitim kurumu açılması adına bir başkasının mağdur olmasından şikayetçi olduklarını belirtiyor.
Eylemciler ayrıca, BÜ bahçesi haline getirilen ve BÜ’lü olmayanların girmesinin güvenlik görevlilerince izin verilmediği sahil alanın neden halka açılmadığını da merak ediyorlar. Durumdan yalnızca kendilerinin mağdur olmadıklarını belirtiyorlar.
 

“Yalnızca MSGSÜ değil, halk da

Bahçeşehir Üniversitesi sürecini izleyen Eğitim-Sen’in MSGSÜ temsilcisi Cemal Altınsoy ile konuyla ilgili görüştük. Konuyla ilgili hukuki sürecin en kısa süre içinde başlayacağını belirten Altınsoy, ekim ayında gerçekleştirdikleri eylemin medya ve kamuoyunda yankı bulmamasından şikâyet etti.

Başlaması beklenen bir dava süreci var. Bu süreç şu anda hangi aşamada?
Gecikmiş bir gelişme de olsa dava sürecinin başladığını biliyoruz. Dava başvurusu mahkeme tarafından kabul edildi. Ancak dava sürecinin ilerleyen aşamalarının tarihsel dökümü ya da bu sürecin ne şekilde ilerleyeceği hususunda yeterli bir bilgi bize ulaşmış değil.

Dava tarafları kimler?
Bahçeşehir Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Rektörlükleri. Beşiktaş Belediyesi’nin de bir dava açmışlığı söz konusu. O süreç de devam ediyor ama doğrusunu söylemek gerekirse bu konuda bize ulaşmış bir bilgi yok. Yalnızca Bahçeşehir Üniversitesi ve Beşiktaş Belediyesi arasında gerçekleşmiş yazışmalar var. Bu yazışmalardan belediyenin, kaçak yapıların varlığını kabul ettiği ve bu katların elektrik ve suyunun sağlanmadığını beyan ettiğini biliyoruz.

Bu katlarda elektrik ve su hizmeti yok mu şu anda?
Odamızdan görüldüğü kadarıyla var. İnternet bağlantısı, su, elektrik ihtiyacı sağlanmış görünüyor. Demek ki belediye bu konuda özenli bir takip gerçekleştirmemiş. Bu durumda akla, bu hizmetlerden de kaçak olarak mı yararlanılıyor yoksa bizim bilemediğiz bir durum mu mevcut sorusu akla geliyor. Bu da belediyenin cevaplaması gereken sorulardan birini oluşturuyor.

Beşiktaş sahilinin bir bölümü BÜ kantini bulunuyor. Belediyenin bu konuyla ilgili herhangi bir cezai uygulaması var mı?
Hayır, cezai bir işlem olup olmadığına dair bir bilgimiz yok. Ancak şunu biliyoruz ki bahçe olarak kullanılan bu alan belediye kayıtlarında halkın kullanımına açık kamusal alan olarak görünüyor hala. Bu noktada Bahçeçehir Üniversitesi’nin halka açık olan bir alanı işgal etmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Geçtiğimiz eylül ayında gerçekleştirdiğiniz eylem öncesi basın mensupları da büyük ölçüde haberdar edildi o zaman…
Evet. Eylemden önce konuyla ilgili kısa bir bilgilendirme yazısıyla basın mensupları haberdar edilmiştir. Katılanlar da olmuştur. Sonradan gelip röportaj yapanlar da. Bazı basın organlarında, Birgün gazetesi gibi, haberi görmek mümkün oldu ancak “büyük” basın olarak nitelendirdiğimiz organlarının haber verilmiş olmasına karşılık sessiz kaldığı görüldü. Örneğin, Radikal gazetesi eyleme katılmış olmasına rağmen İstanbul baskısında çıkarılmış ve habere yer verilmemiştir. Haberin İstanbul baskısına yetişmediği söylenmiş ve sadece Anadolu baskısında yer almıştır. Belediyenin de kabul ettiği ve bu kadar açık genişlemenin varlığı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) da aynı yönde beyanlarına karşılık bu basın organlarında yer alamadı.

BÜ konuyla ilgili olarak hiçbir resmi açıklamada bulundu mu?
Bize ulaşmış resmi bir açıklama yok. Sadece eylemden sonra Bahçeşehir Üniversitesi öğrencileri imzalı bir karşı bildiri var bize gelen. Bu bildiride de genel anlamda “Eğitim hakkı kutsal bir haktır”, “Sahildeki başka yapılanmalarla değil de neden Bahçeşehir Üniversitesi ile bu kadar uğraşıldığı” gibi açıklamalar yer alıyor. Ziradava süreci ortada. Onlar da bunun varlığını ve doğruluğunu biliyorlar. Ne diyebilirler ki : “Özür dileriz mi?

23 Ekim 2008 günü yapılan eylemeden önce bu konuyla ilgili başka ne gibi çalışmalarınız oldu?
Daha önce Eğitim-Sen’in bildirileri ile ulaşabildiğimiz kadar fazla kişiye ulaşmaya çalıştık. Gerçekleştirdiğimiz eyleme MSGSÜ öğrencileri, akademisyenler, Beşiktaş’ta oturan vatandaşlar, hatta Beşiktaş Çarşı grubundan bile destek geldi. Çünkü bu sadece MSGSÜ’yü mağdur eden bir yapılaşma değil. Halk da aynı oranda mağdur.

MSGSÜ’den ne ölçüde destek gördünüz?
Okuldan birçok arkadaşımız yanımızdaydı.  fiu anki rektörümüzün de durumdan haberdar olduğunu ve durumdan rahatsız olduğunu biliyoruz. Rektörümüzün daha etkin bir rol benimsememesinin belki de bir nedeni, tek bir kurum olarak daha fazla ne yapabileceğini bilmemesinin yanında MSGSÜ Fen-Edebiyat fakültesinin Bomonti’ye taşımak isteğidir. Senelerdir inşaat var orada. Ne var ki öğrenciler oraya taşınmak istemiyor. Orada eğitime uygun bir alan olduğuna inanılmıyor.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3