Dünya Obama dedi ya Türkiye?



Bush liderliğindeki Amerikanyönetiminden bıkan dünya, Obama’nın gelişini sevinçle karşıladı. Peki, bu Türkiye için de geçerli mi? Irak Savaşı’nı destekleyen cumhuriyetçiler ile Ermeni Lobisi’nden beslenen demokratlar arasında kalan Türkiye’nin çıkarları her ne kadar McCain’e işaret etse de, Türk medyasında Obama’nın açıkça karşısında duranların sayısı bir elin parmaklarını geçmedi.
analiz: esma gülşah baycan fotoğraf:
www.netgazete.com

Geçtiğimiz ay yapılan ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayı Barrack Hüseyin Obama, Cumhuriyetçi Parti adayı John McCain karşısında kazanarak 44. Amerikan Başkanı seçildi. Uzun süreli Cumhuriyetçi Parti’nin George W. Bush liderliğindeki yönetiminden sıkılan Amerika ve dünya bu değişimi sevinçle karşıladı, ancak acaba bu herkes için geçerli mi? Amerikan Fox TV örneğinde olduğu gibi McCain taraftarları yok mu? Varsa bunlar neler söylediler ve ne şekilde taraftarlıklarını sergilediler? Daha da önemlisi tüm bunlar Türk basınında nasıl gerçekleşti? Kısacası Türk medyasının “McCaincileri” ve “Obamacıları” kimler?
Konuya basınla başlamadan önce şaşırtıcı bir paradokstan bahsetmek istiyorum: Radikal yazarı Ceyda Karan’ın da ifade etmiş olduğu gibi; “Türk dış politikasının geleneksel refleksleriyle düşünüldüğünde Obamacı olmak olası değil”. Başka bir deyişle, iki liderin de dış politika açılımları düşünüldüğünde; McCain’in Irak’tan ABD askerlerinin çekilmesini geciktirmek istemesi, Obama’ya oranla Ermeni ve Rum lobilerine mesafeli duruşu gibi sebepler Türkiye’nin çıkarları açısından cumhuriyetçi adayın daha tercih edilebilir olduğunu gösteriyor. Peki, ya durum Türk Basını’nda nasıl yankı buldu? Kimler “devrim” olarak nitelendirdikleri Obama’yı destekledi? Kimler onu eleştirdi? McCainci olarak nitelendirilebilecek kimse yok muydu? Tüm bu soruları cevaplamak için öncelikle seçimlerin medyada nasıl yer aldığına bakalım.

Türk basınında seçimler
Obama’nın adı Türk Basını’nda ilk olarak 2004 yılında Amerika’nın 3. siyahî senatörü seçildiğinde anılmaya başlanmış. Dünyada ise Obama’nın etnik kökeni, çok kültürlü ve siyahî olması ön plana çıkarılarak, bir nevi “ezilenleri” temsil ettiği üzerinde durulmuş ve dünyada büyük sempatiyle karşılanmış. ABD seçim maratonunu böyle “olumlu” bir imajla başlayan Obama’nın karşısında  zaten Cumhuriyetçi Parti’den çıkacak bir adayın ne kadar donanımlı olsa bile hiç “sempatik” görünme şansı gözükmüyor. Tam da bu durum Türk medyasının olaya yaklaşımındaki  ayrımı göz önüne getiriyor: McCainci / Obamacı diye bir bölünme yerine, daha çok Obamacılar ve bunları eleştirenler diye bir bölünme ortaya çıkıyor.

Obamacılar
Obamacılar, her ne kadar milli çıkarların geleneksel anlamdaki paradoksuna ters düştüklerini mart nisan aylarında anlayacak olsalar da Obama’nın seçilmesini “Amerikan Devrimi”, “Amerikan Rüyası’nın gerçekleşmesi”, “demokrasinin gücü”, “ ırkçılık sorunsalında çözüm başlangıcı” şeklinde niteliyorlar. Zaten Obamacılar, mart nisan ayından sonra da “Beyaz Saray’a gelmeden, gerçek politikanın başında olmadan önce bir başkan adayının Rum ve Ermeni lobilerine yakın durmak zorunda olduğunu ama başa geldikten sonra Türkiye’nin stratejik öneminin, başkanın farazi konuşmalarını yerine getirememesi için yeterli olacağını” ifade ederek yazının başında söylenen paradoksu aşacaklar yazılarında. Kısacası onlar aslında, Obama ile Amerika’nın değişebileceğine inanıyor ya da inanmak istiyorlar.

Obamacıları eleştirenler
Bu bölüme geçerken Obamacılar ve McCainciler diye bir bölünme olmadığını tekrar edelim. Sanki kimse bu ortamda açıkça McCainci olmak istemiyor. Bu yüzden, Obamacıları eleştirenlerden bahsetmek daha doğru olacaktır. Obamacıları eleştirenler de medyanın çeşitli kuruşlarındanlar. En başta Cumhuriyet Gazetesi, Evrensel Gazetesi yazarları ile Doğan Grubu’nda yazan çeşitli yazarlardan oluşuyor. Bunların Obamacılar’a eleştirisi Türk Dış Politikası refleksleri, Obama’nın Ermeni lobilerine yakınlığı ve başkan yardımcısı adayı Joe Biden’in Türk karşıtlığından geliyor.

Kim haklı çıkacak?
Cumhuriyetçi yönetiminin iyi bir  McCain “imajı” yaratmada başarısız olduğu kesin gözüküyor. Aynı durumu Türk basınında da görmek bunu doğruluyor. Bu durumda Obamacılar ve bunların eleştirenlerin gündemi canlı tutması kaçınılmaz oluyor. Herkesin aklındaki en büyük sorunsal ise ilk siyahî Amerikan Başkanı’nın programının  ABD iç ve dış politikasının şekillenmesinde ne şekilde rol oynayacağıdır. Kısacası, Obama’yı “devrim” olarak nitelendirip örnek gösterenler mi yoksa “bir ülkenin politikasını başkan bile olsa tek bir aktör belirleyemez” diyenlerin mi uzun vadede haklı çıkacağını göreceğiz.

Obamacılar
Analizimize Doğan Grubu ile başlıyoruz. (Radikal, Milliyet, Hürriyet...) Genel anlamda “Obamacı” bir yaklaşım görmekteyiz. Radikal Gazetesi yazarı Hakkı Devrim, Obama’yı “insanlık tarihinin kilometre taşları arasında yer almaya aday siyasetçi” diye nitelenmiş. Cengiz Çandar ise zaten olayı yerinde izleyen müthiş bir Obama taraftarı olarak ön plana çıkmış.
Milliyet Gazetesi’nde Obamacılar’ın başını Hasan Cemal çekiyor. Obama’yı, “Daha iyi bir gelecek umuduyla gelmekte olan değişimin heyecan yaratmasını sağlayan aktör” olarak tarif ediyor Cemal. Derya Sazak, onu “darısı başımıza” diye cevaplıyor. Fikret Bila ise Obama’yı Atatürk’e benzeterek, onu politikalarını da “Yurtta sulh cihanda sulh” anlayışıyla özdeşleştiriyor.
Yeni fiafak Gazetesi yazarı Fehmi Koru“ Türkiye Amerika’da bugün yaşanmakta olan heyecanı 2002 seçimleri öncesi Recep Tayyip Erdoğan’la yaşadı” demiş. Zaman Gazetesi ise, Amerikan demokrasisinin ne denli güçlü olduğunu, ilk defa seçilen bir siyahî kökenlinin başkinın ardından  ABD’de kimsenin “Nerdesiniz bu ülkenin kurucuları, devlet elden gidiyor, ülke azınlığın eline geçiyor, yetiş ey ordu!” gibi tepkiler vermemesinden anlayabileceğimizi vurgulamış.
Altını çizmek lazımdır ki farklı politik yelpazelerden Obamacılar, onu, her biri kendi görüşünün en iyi örneklerine benzeterek desteklemiş, böylece ortaya farklı örnekler çıkmış: Obama Atatürk’e, Bülent Ecevit’e ve Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilmiş. Ayrıca, “Türkiye’nin de bir Obama’ya ihtiyacı var” görüşüne katılanların ise sayısı hiç de az değil. Daha yeni başkanın icraatlarını görmeksizin, onun bugünkü imajı üzerinden neye ihtiyacımız olduğuna karar vermişler bile...

Obamacıları eleştirenler
Türk medyasında en uç anlamda Obama karşıtı sayılabilecek kişi, “Siyahî yeni başkan siyahîlerin değerlerini savunarak mı başa geldi ki buna devrim denilebilsin” görüşlerini savunan Evrensel yazarı Çağdaş Güvenbüyük. Bir diğeri ise belki McCainci olarak nitelendirilebilecek Fatih Altaylı. Bu durumu Türk Dış Politikası refleksleriyle açıklayan Altaylı, Irak’tan çekilmenin, Ermeni ve Rum lobilerine yakınlığın ve “Türk karşıtı” olarak bilinen başkan yardımcısı Joe Biden’ın ne denli çıkarlarımıza ters olduğunu dile getiriyor.
Cumhuriyet Gazetesi’nde ise durumun neredeyse tüm yazarların birlikte oluşturduğu bir “Obama karşıtı konsensüs” olduğunu söyeyebiliriz. Ali Sirmen, “Bütün zenciler siyah değil, siyah adamın nasıl beyaz gaddarlığıyla davranabileceğini göreceğiz hepimiz” diyor. Hikmet Çetinkaya ise son noktayı, “ABD derin devletinin makyaj yenileyip, ırkçılığı yıkıp attığını, kara Afrika ülkelerine el sallayarak gösterdi” diyerek koyuyor. Son nlarak ise Taraf Gazetesi yazarı Hıdır Geviş bütün bu süreci ”Komplo teorisi” olmakla eleştirip Obama’nın seçilmesini “21.Yüzyıl başında ortaya çıkan Bush, Putin ve Ahmedinecad gibi saldırgan, dayatmacı liderlerin hâkimiyetlerinin dünyayı sıkmış olmasıyla” açıklıyor.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3