Sodexho Teyze ile tanışın



“Sodexho Teyze” ile tanışma zamanı: Okulumuz yemekhanesinin işletme müdüresi olan ve kendine özgü tarzıyla belleklerimize kazınan Nilgün Öznur ile söyleşimizi okuyun. Onun hakkında hiçbir şey bilmediğinizi fark edeceksiniz. Çünkü o dünyada görüp görebileceğiniz en cana yakın, en hayat dolu insanlardan biri.
Haber ve fotoğraf: Barış Mumyakmaz

Çoğumuz onun ne adını, ne de yaptığı işi tam olarak biliyoruz. Her daim bakımlı saçları, vazgeçmeden giydiği mini etekleri, her sene yenisine bindiği jipleri ve yemekhanede girdiği ilginç diyaloglarla, o bizim “Sodexho Teyze”miz! Onun hakkında önyargılarınız olabilir. Ama şu bir gerçek ki, okul hayatımızda onu bütün hocalarımızdan daha çok gördük ve göreceğiz. 15 yıldır Sodexho işletme müdüresi olan Nilgün Öznur, aslında dünyada görüp görebileceğiniz en cana yakın, en güler yüzlü, en hayat dolu insanlardan biri. fiimdi “Sodexho Teyze” ilgili bütün düşüncelerinizi yerle bir edecek bu yazıyı okuyun ve onu ilk gördüğünüz yerde tebessümünüzü eksik etmeyin. Mutlaka karşılığını alacaksınız.

GSÜ’ye ilk nasıl geldiniz?
İlk olarak Boğaziçi Üniversitesi’nin yemekhanesinin işletmesinden sorumluydum. 4 yıl orada kaldım. Daha sonra Sodexho GSÜ’ye geçince ben de geldim. Yıl 1998’di. GSÜ ilk mezunlarını vermişti.

İlk geldiğinizden bu yana GSÜ’de ne gibi değişiklikler oldu?
Okul her sene büyüyor. İlk geldiğimde GSÜ’de personel sayısı 100 bile değildi. fiimdi 250’den fazla akademik personel ve 2000’e yakın öğrenci var. Okulun mevcudu arttıkça, yemekhane de büyüdü. Eskiden Hukuk Fakültesi binasının alt katındaydı. Daha sonra öğrenci yemekhanesi, en sonunda da hocalar yemekhanesi açıldı.

Okulda bir gününüz nasıl geçiyor?
Çok yoğunum. Her gün iki yemekhane arasında mekik dokuyorum. Okulda ortalama 2 bin kişi yemek yiyor bir günde. Yalnızca öğle yemeği değil, sabah kahvaltısı ve akşam yemeği hizmeti de veriyoruz. İşim ancak akşam 19:30 gibi bitiyor. Yorucu ama insan işini sevince hiç zorlanmıyor. Zaten başka bir iş yapamazdım. Hareketliliği seviyorum. Ayrıca, üniversite camiası içinde, boğaz keyfi yaparak çalışmaktan çok memnunum.

Gelelim çetrefilli sorulara: “Sodexho Teyze” olarak anılmak sizi rahatsız ediyor mu?
İnsanları, özellikle de gençleri çok seviyorum. Öğrencilerin beni değişik bulması çok doğal, çünkü memur kadrosu çok sıradan. O yüzden, ben bunda hiç art niyet aramadım. Gençler kötü bir şey söylemez. 

Bazıları yaptığınız işin çok kolay olduğunu düşünüyor? Gerçekten öyle mi?
İşim kolay gözüküyor. Ancak hiç de öyle değil. Öğrenci, öğretmen ve idare ile uğraşmak zorundayım. Ayrıca mali işlerin sorumluluğu da bana ait. Bütün bunların yanında güleryüzlü olmam gerekiyor. Herkesin ruhuna hitap etmeye çalışıyorum. Kimseyi fişçi, genel sekreter diye ayırmam.

Giyim tarzınız okulda çok konuşuluyor. Rahatsız oluyor musunuz?
Toplum baskısını üzerimde pek fazla hissetmiyorum. İnsan kendine güvenmezse hiçbir şey yapamaz. Kıyafetlerimi kendime yakıştığını düşündüğüm için giyiyorum. İnsan her zaman bakımlı olmalı. Kimse beni pijama terlik göremez. Çünkü kendime bakmak içimden geliyor. Hatta içim sıkılınca daha çok süslenirim. Anlaşılmasın diye. (gülüyor)

Herhangi bir şeye karşı tutkunuz var mı?
Elbette. Seyahat. Bütün Avrupa’yı, Uzakdoğu ülkelerini, Mısır ve Tunus’u dolaştım. Hatta Mısır’da trafik kazası bile geçirdim!  Yılda 3 kere yurtdışına çıkıyorum. Çok yakında 15 günlüğüne Küba’ya gidiyorum.

Gelecek ile ilgili planlarınız neler?
Seyahatlerime devam edeceğim. Emekli olabilirim ama olmuyorum. Çünkü çalışmayı,özellikle GSÜ’de çalışmayı çok seviyorum. Mümkün olursa, 10-15 yıl daha çalışmak istiyorum. Bir gün gidersem çok üzüleceğim. Gençleri çok seviyorum. Gelecek sizlerde.

Nilgün Öznur’un şifreleri
Ne demişler, aslan yattığı yerden belli olur. Nilgün Öznur’un da çalışma masası aslında bütün yaşamını anlatıyor. Öğretmen Yemekhanesi sırf bu nedenle gezilmeye değer bir yer.
2008 Kedi Takvimi: Nilgün Hanım tam bir kedi tutkunu. Okuldaki kedileri beslemesinin yanı sıra, evde de dişi bir kedisi var. Adı Rambo! ”Güçlü ve başı dik olsun diye adını öyle koydum” diyor gülerek.
Hatıra eşyaları: Seyahat tutkunu olan Öznur, dünyanın dört bir yanından getirdiği küçük hediyelik eşyaları masasına koymuş. Londra’dan aldığı Big Ben heykelciği ve Mısır’dan aldığı sihirli lamba en ilginçlerinden.
Bilgisayarı: Her daim çalışıyor ve klasik müzik dinliyor. Dediğine göre, artık yemekhane çalışanları bile dinlediği müziklerden hoşlanmaya başlamış!

Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3