Çürüğüm, Askerim, Reddediyorum
 
 
 
Yönetmen Aydın Öztek geçirdiği beyin kanaması sebebiyle bilinçsizce uyurken Çürüğüm, Askerim, Reddediyorum filmiyle Altın Portakal Film Festivali’nde birçok insanı belki daha önce üzerine hiç düşünmediği bir konuda bilinçlendirdi.

Haber: Eda Günay
 

Okulumuz İletişim Fakültesi öğrencisi Aydın Öztek, Türkiye’de yaşayan bütün 20’li yaşlardaki erkeklerin hayata atılmadan önce karşısına çıkan zorunlu askerlik olgusunu eşcinsel erkeklerin gözünden belgesel filmine aktardı.  Sosyolog Pınar Selek’in, yazar Perihan Mağden’in, Mehmet Tarhan, Lambda İstanbul ve Esmeray’ın avukatlarının da konuşmacılar arasında  yer aldığı belgesel, LGBTT, Kaos GL, Pembe Hayat dernekleri gönüllülerine ve zorunlu askerlik konusunda deneyim ve düşüncelerini paylaşan eşcinsellere yer veriyor.

“Çürüğüm”
Filmin adı, zorunlu askerlik karşısında eşcinsellerin sahip olduğu üç seçeneği vurguluyor. Seçeneklerden biri, cinsel  eğilimini fotoğraflarla, anal muayeneyle ve çeşitli testlerle kanıtlayarak ‘çürük’ yani ‘hasta’ olduğunu ispat etmek. Eşcinselliğin bir hastalık değil, heteroseksüellik gibi cinsel bir yönelim olduğunu açıklayan Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Nesrin Yetkin “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullandığı sistemler biraz daha eski, onlar hala eşcinselliği bir hastalık olarak kabul ediyor.” diyor. Çürük raporu verildikten sonra bu verilerin ailelere ve kurumlara ulaştırılması da kişinin mahremiyetinin ifşa edilmesi ve nefret cinayetlerine konu olması sebebiyle daha büyük bir sorunu beraberinde getiriyor. Av. Senem Doğanoğlu, bu süreci “Tıbbi bilgiler kimseyle paylaşılmaz. Bunu yapmak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de, Türkiye Anayasasına da, TCK’ya da aykırıdır. Bu bilgiler bir şekilde ailelerle ve işyerleriyle paylaşılıyor. Bu durum, özellikle küçük yerlerde çok büyük bir problem oluyor. Ahmet Yıldız cinayeti de henüz unutulmadı.” diye açıklıyor.

“Askerim”
Seçeneklerden ikincisi, askere gitmek. Kendi bireysel tercihleriyle gidenler olduğu gibi, aile ve yakın çevrenin eşcinselliğini öğrenmesini engellemek için eşcinsel değilmiş gibi davranmayı göze alarak gidenler de var. Fakat bu noktada, sürekli saklanmak zorunda kalıyorlar. Aksi gerçekleştiğinde, maruz kaldıkları muamelelerin başında dayak, tecavüz ve taciz geliyor.

“Reddediyorum”
Son seçenek ise, vicdani ret. Son derece uzun ve onur kırıcı olan bu süreci açıklayan vicdani retçi Mehmet Tarhan, “Savaşlara ve ordu mantığına karşı anti-militarist kimliğimle vicdani retçi oldum. Fakat mahkemelerde konu dönüp dolaşıp benim eşcinselliğime geldi. Çürük mü sağlam mı olduğum tartışılmaya başlandı. Ben sağlıklı bir birey olarak reddettim, çürük olarak değil” diyor. Öte yandan, kimileri bu süreci ‘her baba yiğidin harcı değil’ diye yorumlarken kimileri de ‘en temel insan hakkı’ olarak görüyor. Pınar Selek ise konuyu şöyle açıklıyor:
“Vicdani ret demek, ciddi bir direniş sürecini göze almak anlamına geliyor. Bu süreç hiç bitmiyor, bitmiş gibi oluyor, sonra tekrar başlıyor. Her an cezaevine girmeyi, orada türlü muameleleri kabullenmeyi, sürekli mahkemelere çıkmayı ve sonra yeniden tutuklanmayı göze alması demek oluyor. Çok sıkıntılı bir süreç. Vicdani retçiler sonraki hayatlarında da kurumsal bir işyerinde çalışamıyor. Hayatları boyunca bu etiket karşılarına çıkıyor ve yarı kaçak durumunda yaşıyorlar”. Perihan Mağden ise, Türkiye için temennisinin büyük bir vicdani ret hareketinin gerçekleşmesi olduğunu söylüyor. “Böyle bir harekete 1000 kişi bile katılsa, süreç hafifleyecek ve vicdani ret hakkı kısa sürede çıkacaktır” diyor.

Filmin genç yönetmeni Aydın Öztek’in, henüz okulunu bitirmeden altına imzasını attığı bir diğer belgeseli Esmeray:Bir Direnişin Öyküsü bir travestinin yaşamını ve hayat mücadelesini ele alıyor. Öztek, bitirme projesi olarak sunduğu Çürüğüm, Askerim, Reddediyorum belgeselinin okul tarafından kabul görmemesi sonrasında fikrini bir projeye dönüştürüp TÜRSAK’ın ‘Geleceğin Sineması’ yarışmasına yollamıştı. Kabul gören proje TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı’nın desteği ile çekildi. Film, 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ve birçok festivalde yer aldı. Fakat 13 Eylül akşamı beyin kanaması geçiren ve 15 Eylül’de Maltepe Başıbüyük’teki Marmara Üniversitesi Nöroloji Servisi’nde ameliyata alınan yönetmen arkadaşımız, filmin gösterildiği esnada her şeyden habersiz uykudaydı. 7 hafta hastanede yoğun bakımda kalan Öztek, Kasım ayının başından beri ailesinin ve bir hemşirenin gözetiminde evde tedavi görüyor. Bütün yakınları heyecanla iyileşmesini bekliyor. 

Filmini yolladığı Münih Türk Filmleri Haftası ve Finlandiya’daki iki ayrı festivalden de yarışma sonuçları bekleniyor. Elemeleri geçmesi durumunda film, ilkbaharda Almanya ve Finlandiya’da festivallerde gösterilecek.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3