Mithat Bereket ekolü yetişiyor




Dünya gündemine yıllardır pusula tutan tecrübeli muhabir Mithat Bereket, kurduğu Pusula Akademisinde gençlere gazeteciliği öğretiyor.
Haber: Gökçe Hubar

Mithat Bereket’i hepimiz uzun yıllardır hazırlayıp sunduğu “Pusula” adlı programdan tanıyoruz. Nelson Mandela'dan Benazir Butto'ya, Muammer Kaddafi'den Yasser Arafat'a, Yizak Rabin'den, fiimon Peres'e kadar pek çok dünya lideri ile röportaj gerçekleştirmiş bu deneyimli muhabirin, aslında gençlik hayalinin diplomat olduğunu biliyor muydunuz? Deneyimli gazeteci ile muhabirlik geçmişi, medyanın geleceği ve Pusula Akademisi üzerine söyleştik.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden basketbola uzanan bir kariyeriniz varken muhabirliğe yönelmeniz nasıl oldu?
Tesadüfen. ‹nsan hayatında tesadüfler çok önemli. En büyük idealim diplomat olmaktı. Dünyayı dolaşacaktım, yeni yerler görmek istiyordum. Dediler tek bir okulu var: Mektebi fiahane-i Mülkiye. ‹lk iki sene okula diplomat olacağım diye gittim. Amerika’ya gittim, o zamanlar bir büyükelçimiz vardı. Efsane bir diplomattı, ASALA’ya karşı mücadele eden, sevilen bir büyükelçiydi. Onunla görüşmek istedim ve kabul etti. Bir ustayı ziyaret etmekti benim için. Bu arada, basketbolda profesyonel oldum. 1986’da, mülkiye ikinci sınıftayken ben bir trafik kazası geçirdim. Karşıya geçerken bir polis minibüsü bana çarptı. Beş metre havaya sıçramışım ve kafamı vurmuşum. Beyin travması geçirdim, beş gün komada kaldım. Ondan sonra düşündüm ki, basketbol güzel de, bir kazadan sonra sermaye bir anda bitiyor. Okula ağırlık vermeye başladım. Aynı dönem, çok enteresandır, Milliyet’in bir araştırma yarışmasına katıldım ve kazandım. Ödül töreninde Aydın Doğan dedi ki: “Sen Mülkiyeli’ymişin, gel Ankara büroda diplomatik muhabirliğe başla”. Ben başladım, yarı zamanlı olarak. Düşüncem, diplomat olunca gazetecilerle çok muhatap olacağım, onların arasına gireyim diyeydi.

Mehmet Ali Birand ile nasıl tanıştınız?
Aynı dönemde bir telefon geldi, Mehmet Ali Birand arıyor. O zaman, TRT’nin tek kanal olduğu dönemdi, 32. Gün programı başlayınca herkes onu seyrediyor, müthiş bir süksesi var. Birand dedi ki, “Muhabire ihtiyacım var, seni araştırdım, seni deneyeceğim”. Hocalarımla konuşmuş okulda. Ve ertesi gün bir kamera verdiler bana. Hiç unutmuyorum, Kara Perşembe’ydi. New York borsası batmıştı, Kara Perşembe gününü üç dakikada anlatacaksın, dedi bana. Akşam çalıştım evde. Ertesi gün kameranın karşısında anlattım, bana iş teklif ettiler. Kaset taşıyarak, yani çömezlikle başladım. Son sınıfta burs kazandım, ‹ngiltere’ye yüksek lisansa gittim. Birand peşimi bırakmadı, orada da BBC’de kurs ayarladı, televizyonculuğu orada öğrendim, altı ay gittim. Sonra hayatım değişti. Birand’ın zaten iş teklifi vardı. Dışişlerine girmiyorum, seninle çalışacağım, dedim. Döndüm, başladım. Yaklaşık altı yedi senelik çalışmadan sonra 1995’te teklifler arttı, kendi programını yap diye. Pusula’ya başladım, hala devam ediyorum.
Savaşlar hiç bitmiyor. Dünyanın pek çok yerinde savaşların gittikçe daha şiddetli olmasına ve bireylerin bilgilenme ihtiyacının artmasına rağmen savaş muhabirliği fazla rağbet görmüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Çok zor bir iş, savaş muhabirliği. ‹nsanın muhabirliği çok sevmesi lazım. Muhabirin işi temelde bilgi vermek, Malumat vermek. Ben bununla gurur duyuyorum. Program yapıyorum ama ben aslında temelde muhabirim. Ben muhabirin olay yerine gidip orda her şeyi gözlemleyip, gelip anlatması gerektiğine inanıyorum. Çünkü benim tek bir sermayem var, o da inandırıcılığım. Eğer doğru haberi doğru şekilde anlatmazsam kimse yaptığım şeylere bakmaz. ‹stersem dünyanın en önemli haberini yakalayayım, kimse seyretmez. ‹nandırıcılık zor kazanılan ve kolay kaybedilen bir sermaye. En büyük kâbusum Tekzip yemek, yalanlanmak. Onun dışında, savaşsa en öne gitmek lazım. Cephe önüne gidip görmek lazım. Onun için de ben yapmak zorunda kaldım. Birand daha çok diplomatik haberleri yapıyordu, sıcak haber bana kaldı. 1987’den bu yana, Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar, Afganistan, Afrika, nerde bir olay varsa, -savaş veya kriz- ben ordaydım. Çok keyifli bir iş. Bir yerde tarih yazılırken ona tanıklık ediyorsunuz. Travması zor bir iş ve özel hayatı mahveden bir iş. Ama hakkını verdikten sonra da, doğru bir iş yaptığınızı hissediyorsunuz. O yüzden ben mutluyum o anlamda. Ben çok severek yapıyorum.

Bahsettiğiniz üzere,  Birand’ın öğrencisiydiniz. Sizin de aynı şekilde ileride adını duyuracağına inandığınız öğrencileriniz var mı ve sizce medya için usta çırak ilişkisi mi, okul mu?
Bütün iş istemekle alakalı. Bence, Türk basınında eksik olan, uzmanlaşma. Belli konularda uzmanlaşan muhabir çok az. Üniversitede aldığı eğitim üzerine muhabirlik yapan insanlar daha çabuk ilerliyorlar, çünkü medyada herkes her şeyi biliyor gibi oluyor, bu da çok yanlış aslında. Benim şansım, uluslar arası ilişkiler okumam. fiimdi onun üzerine haber yapıyorum. Gazetecilik, gözlem üzerinedir. Bir insanın gözlem gücü varsa ve yeteneği varsa bence yapsın. Burada ikinci tavsiye devreye giriyor; uzmanlaşma. Doğru soruları sorarsınız, doğru şeyleri yazarsınız, doğru yerlere gitmek istersiniz. Mesela Türkiye’de bana göre eksik hala var; savunma muhabiri yok. Ordunun aldığı şu tanklar aslında yanlış tanklardır, şunları alsa daha iyi olur diyebilen bir bilgiye sahip bir gazeteci olsa, çok daha çabuk yol alabilecek bir muhabir olur. Bence bir hukuk öğrencisi de çok iyi gazeteci olabilir. Baktığın zaman şu an büyük köşe yazarlarının çoğunda iletişim okuyan çok az. Ben dış politika okudum ve dış politika üzerine inşa ettiğim için çok rahat yaptım. ‹lk sorunuz için, mesela ben Birand’dan öğrendim, Birand da Abdi ‹pekçi’den öğrenmiş.

Son olarak, Pusula Akademisi’nden bahseder misiniz?
Kadir Has Üniversitesinde Pusula Akademisini kurduk, daha geçen yıl ilk mezunlarımızı verdik. Hemen yerleştirdik CNN Türk ve Pusula’ya. Ayrıca benim yetiştirdiğim Can Hizbul var, Brüksel’de şu anda. TRT’nin Brüksel temsilcisiydi. fiimdi Haber Türk’e geçti, çok iyi muhabir oldu. ‹nsan gurur duyuyor. Burası sadece Kadir Has Üniversitesine açık değil. Almanya’dan, Hollanda’dan, Fransa’dan öğrenciler geldi, çalıştılar burada. Bursla geldiler. Burada ben de ders veriyorum ve genelde Kadir Has üniversitesi öğrencileri geliyor, ama açığım. Çünkü biz Pusula Akademisi’nde haberciliği, belgeselciliği, web sitesi editörlüğü, ışık, kamera, montaj, araştırma teknikleri öğretiyoruz. Bunları zaten yaparak öğreniyorlar. Öğrencilerle Pusula programını beraber yapıyoruz. Bir yerde, eğitim sırasında sektörle işbirliği yapmış oluyoruz. Dolayısıyla iletişim fakültesine başvuranlar bizimle beraber çok arttı. 


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3