Sessizliğe karşı bir başkaldırı: Yazı




Cezayir frankofon edebiyatının önde gelen isimlerinden Maissa Bey, “Benim yazım, bütün bu sessizliğe karşı bir başkaldırıdır” diyor. Cezayir’in özgürlüğünü ve sömürge yıllarını kaleme alan yazar, bu konuda çok başarılı örnekler sunuyor.
Haber ve fotoğraf: Gökşin Göktürk

Geçtiğimiz ay okulumuzda frankofon edebiyat ile ilgili bir konferans gerçekleştirildi. Konferansta Cezayir frankofon edebiyatının önde gelen isimlerinden Maissa Bey’i ağırlama fırsatımız oldu 1962’de bağımsızlığını kazanmış Cezayir’in su anki durumunu özellikle de şeriattan hareketle kadının ülkedeki yerini Maissa Bey ile konuştuk.
Cezayir’de 1990’lı yıllarda FLN (ULUSAL KURTULUŞ CEPHESI) ile FIS(Islami Kurtuluş Cephesi) arasındaki olaylar nasıl gelişti?
1990 yılından önce Cezayir’de tek parti vardı, 1988-89 yılında çıkan ayaklanmalardan sonra çok partili sisteme geçildi.  Halkın önüne farklı parti seçenekleri sunuldu. 1962’den beri bağımsız olan Cezayir toplumunun gerçek sorunu bu dönemde kendini gösterdi. Birden fazla partinin katıldığı bu ilk seçimde, seçimi büyük bir çoğunlukla “Islami parti” FIS kazandı.  Daha sonra yapılan “milletvekilliği” seçimlerinde halktan iki büyük partiden biri , yani FIS  ile FLN  arasında seçim yapması istendi, küçük partilerin varlığına rağmen. 30 yıldır tek partiyle yönetilen Cezayir’de,  FIS tarafından organize edilen bu seçimi FIS, 248 milletvekili çıkararak ezici bir çoğunlukla kazandı. 
FIS’in söz konusu seçimlerde ezici bir çoğunluk kazanabilmesi için her türlü olanaklar kullanıldı. Tek parti döneminin partisi FLN’nin oyları FIS’e kaydı. Bu dönemde ordu idareyi Islami partiye bırakmamak için “askeri bir darbe” yaparak yönetime el koydu ve seçim iptal edildi.  Seçimin iptal edilmesinin çok geçerli nedenleri vardı. Kişisel olarak anlatılması çok zor olaylara tanık oldum.  Iktidara gelemeyen FIS’in yandaşları tarafından ülke ayaklanmalara sürüklendi ve Cezayirli bazı aydınlar bu hareketlere ciddi destek verdi. Cezayir’de yaşanan “karanlık yıllara” bu iki siyasi parti arasındaki çatışmalar neden oldu. Iki parti arasında bir antlaşma olması için Cumhurbaşkanı’na açık bir mektup yazmıştım. Cezayir’de, bu iki parti arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi bugün hâlâ bir sorun olarak sürmektedir çünkü kanuni maddeye göre, ayaklanmaya katılan tüm parti yandaşları “genel af”dan faydalanarak yapmış oldukları suçlardan aklandılar. Oysa Cezayir halkı çok korkunç şeyler yaşadı. Kanun maddesine atılan bir imza ile karanlık günlerin sorumluları bu kadar çabuk aklanmamalılardı.  Yaptıklarından sorgulanmaları, cezalarını çekmeleri gerekirdi.

“Modern Cezayirli kadınlar gerçeği yansıtmıyor

Cezayir kadınlarının güncel durumundan söz eder misiniz?
Cezayir’de, bugün bakan, doktor, polis olan, kamusal alanlarda çalışan kadınlar var. Ne var ki, günlük hayatta uygulama ile gerçekler arasında çok ciddi farklılıklar var.  Kadınların kanuni haklarını belirleyen metinler “şeriat” tan esinlenerek düzenlenmiştir.  Islami düşünceyle modernleşme arasında kalan bugünün Cezayirli kadınlarının “şeriat” metni dışında hareket etmeleri söz konusu değildir. Tümüyle modern yaşamı benimseyen Cezayirli kadınlar var ama bunların durumları gerçeklerle bağdaşmıyor. Çoğunlukla kadınlar, eşleriyle eşit haklara sahip bir yaşamdan yoksundurlar ve bunu elde etmek için herhangi bir harekete geçmiş değiller. Ama toplum içinde kadın bakan, doktor, avukat sayıları artıkça, kadınlar aktif hayatta yerlerini aldıkça, aile ve toplum hayatı içindeki kadın/erkek eşitsizliği zamanla düzelecektir.  Cezayirli bir kadın, kocasının izni olmadan yurt dışına çıkamaz. Şeriat kanununa göre erkek dört kadınla evlenebilir ama erkeğin tüm eşlerine aynı ilgiyi göstermesi şartıyla.
Çocuklara yazı ile rehabilitasyon

“Söz ve Yazı” adı altında kurduğunuz dernekten söz eder misiniz?
 “Söz ve Yazı” adlı dernek “karanlık yılların” etkisinden yazıyla kurtulmak isteyen kadınlarla çalışmaya başladı. Ilk önce yazı atölyesi kurduk, daha sonra buna okuma programları ekledik. Özellikle kadın sorunlarını irdeleyen metinler okunuyor ve bunlar üzerine tartışmalar yapılıyordu.  Bu çerçevede pek çok yazarı davet ettik. Ailelerin geldiği temsiller düzenliyorduk. Bir gün, gazetede, Avrupa Birliği, bu derneğin gelişmesi için desteklenmesi gerektiğini yazdı. Bunun üzerine, bulunduğumuz yerde kütüphane olmadığı için bir kütüphane projesi geliştirdik. Projemiz kabul edildi ve gerekli maddi yardımı aldıktan sonra kütüphaneyi kurduk. Dört yıldan beri öğrenciler ve yetişkinler tarafından kütüphane sürekli olarak kullanılıyor. Burada bir seri kültürel ve eğitimsel faaliyetlerde bulunuyoruz. Bunlar arasında çocuklar için düzenlenen okuma günleri, öğretmenler için pedagojik seminerleri sayabiliriz.  Ayrıca, çocuklar için “yazı atölyesi” ve “okuma programları” yapıyoruz.  Savaşın korkunç, yıkıcı imgelerinden çocukları kurtarmak gerektiğine inanıyorum.  Bu nedenle, “yazı atölyesinde” çocuklarımız,  Gaza’lı kardeşlerini desteklemek, acılarını paylaşmak için onlara açık mektup yazdılar. Babam, 1957’de Cezayir-Fransa savaşında öldü, ben 7 yaşındaydım. Onun ölümünden sonra onunla yaşadığım mutluluğu, onunla gördüğüm ışığı bir daha ne yaşayabildim ne görebildim.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3