Politik sinema öldü, yaşasın politik sinema

Antalya Altın Portakal Film Festivali ödülleri bu yıl Çirkin Krallara gitti. “Sanat için sanat” sinematografik bir yumruk yerken, sanatını tarihle yüzleşmek için kullanan yönetmenler ödül aldı. Dersim katliamını anlatan “38” in Yönetmeni Çayan Demirel, bu yıl 12 Eylül dönemi Diyarbakır Cezaevini konu alan 5 No’lu Cezaevi’yle En İyi Belgesel Ödülünü aldı.

80 sonrası gazozuna ilaç katılmış sinemamız artık ayağa mı kalkıyor sizce?
Artık bu toplumun yüzleşme kültürüyle tanışması gerekiyor. Bugüne kadar olmayanlar, yok sayılanlar dönüp kendilerine ilişkin işler yapmaya başladılar; onlardan biri de benim. Sağlıklı bir toplumda yaşamadığınıza göre dönüp kendi tarihinizle yüzleşmeniz gerekiyor. Böyle bir coğrafyada zaten sanatı sanat için yapamıyorsun, başka öncelikleriniz ve toplumsal kaygılarınız oluyor.
12 Eylül içselleşen bir oto-sansür yerleştirdi diyebilir miyiz? Filminizi çekerken “bunu da anlatmayalım, bu kadarı da fazla kaçar” dediğiniz zamanlar oldu mu?
Oldu tabi. Bir yerden sonra insan bilincinin algılayamayacağı şeyler duymaya başlıyorsunuz. Fare yedirmenin, cop sokmanın, tecavüzün sıradanlaştığı koşulları anlatıyorsunuz. Resmi ideoloji her yanımızı kuşatmışken bilinçte kırılma yaratabilmek o kadar güç ki! 90’lara kadar başka bir kimlik, dil, hatta türküye tahammülün olmadığı yerde şimdi yok sayılan halklar bir anda vardır deniyor. Siz de bilançosu bu kadar kanlı olan bir hikâyeyi anlatmaya çalışıyorsunuz.

Sizce devlet bu kanlı bilançoyla samimi olarak yüzleşiyor mu? Yoksa hala bir (k)açılım mı var?
Ortadoğu coğrafyasında yıllardır sol
cuların attığı bir slogan var: “emperyalistler Ortadoğu’da”  Bence açılım hikâyesi bu emperyal düzenin emridir. Yoksa devletin kendi vatandaşının talebine cevap verme isteği söz konusu değil. Mesele savaşın sürdüğü coğrafyayı kapitalizme eklemleyebilmek ve bu şekilde krizin etkisini hafifletebilmek. Yoksa vatandaşına “Ananı da al git” diyebilecek esnekliğe sahip bir Başbakanın 2,5 yılda demokratik kişiliğinin çok fazla geliştiğini düşünmüyorum.

Belgeselinizde geçen cezaevi yönetiminin sözleri çok konuşuldu:“Burası bir askeri okuldur. Bu askeri okulun tek bir amacı vardır: sizi Türkleştirmek.”  Bugün Diyarbakır cezaevi sivil okul yapılmak isteniyor. Bu seferki okul işe yarayacak mı sizce?
Diyarbakır’da pek çok insan o cezaevinden geçti. Çocukları orada nasıl okuyacak? Burayı okula dönüştürmeye kalkarsanız, o insanları daha da incitirsiniz. Çünkü Türkiye’de eğitim sistemi değişmediği sürece babasına işkenceyle marş okuttuğunuz yerde, çocuğunu gönüllü olarak tek tipleştirmek olacak amacınız. Cezaevi yerine okulun yapılması sadece o travmatik sürecin devamını gösteriyor. Bu devamlılık ancak resmi tarih yazımı değiştiğinde ve çok uluslu bir toplumdan gelen insanlara “varlığını Türk varlığına armağan ettiği” marşlar yerine çokseslilik öğretildiğinde olacak. Yoksa ben cezaeviyle okul
arasında bir fark göremiyorum.

Hiç Zazaca belgesel çekmeyi düşündünüz mü peki?
Maalesef o kadar yetkin bir Zazacam yok. Benim ninemse tek kelime Türkçe bilmiyor. O zaman kendinize soruyorsunuz: ben niye ninemin konuştuğu dili konuşamıyorum? Kendi tarihiyle ya da kendi aidiyetiyle bir insanın bağını koparırsan o adamdan bir şey beklenmez. O yüzden benim derdim bir anlamda kendimi araştırmak.

38 belgeselinizde o döneme tanıklık etmiş bir anne “halk halka ağlasın” diyordu. Ne zaman olacak bu?
Yaraları sarmak için 80 sonrası tüm olaylara yüzeysel bir tarzda bakılma alışkanlığı kazanıldı. Yargılama yapılıp failleri belirlenince tüm sorunlar ortadan kalkacakmış gibi yaklaşılıyor. Türkiye’deki sistem hep Kenan Evren türü adamları üretmiş. Benim için fail Dersim Katliamını yapan, Diyarbakır Cezaevini yöneten şahıslar değil, fail onları yetiştiren resmi ideoloji. Bu bir sistem sorunudur ve Kenan Evrenlerle beraber sistemi sorgulamaya gideceksek sorunlarımızı çözebiliriz. İşte o zaman halk halka ağlayabilecek. Bu yüzden algı kırma ve ezber bozma anlamında yapılan her işin anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bir belgeselle bile insanların resmi algısını sarsıp araştırmaya sevk edebiliyor musun, önemli olan bu.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3