'' Hiç sansürlenmedim ama kovuldum ''

Haber Türk Gazetesi köşe yazarı Umur Talu, İletişim Fakültesi’nin açılış dersinde “Hep medya tartışılıyor ama bu ülkede asıl tartışılması gereken şey üniversitelerdir.” dedi.

Günümüz medyasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin, davranışlarıyla kendilerini habere konu yapan gazeteciler Ayşe Arman, Ayşe Özyılmazel, Can Dündar hakkındaki fikirleriniz neler?

Türkiye’de ve dünyadaki starlaşma ve şöhrete düşkünlük eğilimi medyanın kendi içine de yansıdı. Medya önceleri bunu eleştirirken şimdi kendi star ve şöhretlerini yaratıyor. Ancak gazetecilik, bu kişi ve eğilimlerden ibaret değildir.
Diğer tarafta şöyle bir gerçek de var; toplumun bir kesimi en çok onlara kızsa da yine en çok onlarla ilgileniyor. Yani bu kişilerin yaptıkları şeyin toplumda da bir karşılığı var demek oluyor bu. Ancak gazetecinin şöhreti üzerine mesleğini icra etmesi çok sakat bir durum. Çünkü bu şöhretle birlikte kendinizle ilgili iddiaları yanıtlamaktan toplumu göremez hale gelebilirsiniz. 

 “O zaman neredeydin baba?”

Son dönemde medya kurumları arasındaki transferler hakkında ne düşünüyorsunuz? Örneğin Doğan Grubu’na verilen ceza tartışılırken Bekir Coşkun’un Hürriyet’ten ayrılarak Haber Türk’e geçmesi çok eleştirildi.
Bekir Coşkun’un ayrılması olayını tam olarak bilmiyorum ama orada tuhaf bir paradoks var. Bekir Coşkun birçok yazısının sansürlendiğini söylüyor. Benim aklıma şu soru geliyor: “O zaman neredeydin baba?” Yani yazıları sansürlenirken, o gazeteden başka insanlar atılırken neredeydi diye sormak istiyorum. Fikir yazısı sansürlendiğinde bunu tartışırsın, ikna da olabilirsin ancak ikna olmadığın şeyi dört yıl sonra artık orayla işin bitince dile getirmemelisin.

“Kovulduğum günkü yazım bile yayınlandı”

Fikir yazısıyla oynanmaz, sansürlenmez. Ben çalıştığım hiçbir kurumda buna izin vermedim. Ama kovuldum. Ancak kovulduğum günkü yazım bile yayımlandı. Çok ağır eleştiri yazıları yazmama, gazetenin kendisini eleştirmeme rağmen Sabah hiçbir kelimeme dokunmadı. “Mescit içeride, sendika dışarıda” başlıklı ağır eleştiri yazımı bile yayımladılar.
Örneğin Sabah gazetesi yazarlarından Hıncal Uluç, Mehmet Barlas, Nazlı Ilıcak “Bizim gazetenin kapısında grev var.” diye yazsalar kim onlara bir şey diyecek? Hiç kimse. Ben onu yazmazsam utanırım diye düşünüyorum. Bu yapmaya cesaret etmektir. Bu cesareti gösteremezsen, neyi yapıp neyi yapamayacağını göremezsin.

Her yerde aynı mesele konuşuluyor, siz “Kürt açılımı” veya iktidar partisinin söylemiyle “demokratik açılım” konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiçbir şeyi konuşamadığımız, tartışamadığımız günlerden buralara geldik. Bugün birçok şeyin tartışılması, devletin kendini sorgulaması, hem de bunun muhafazakâr bir parti tarafından yapılması, Genel Kurmay’ın bile “Biz de zaman zaman tartışıyoruz, sorguluyoruz.” şeklinde açıklamalar yapması tüm bunlar olumlu gelişmeler. Ancak burada kelime oyunları da olabilir. “Açılım” derken kim açılıyor? Devlet mi açılıyor, parti mi, yasalar mı? Kürtler mi açılıyor, tarih mi?

“Açılım” meselesinin medyadaki işlenişi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni bir dil öğrenmek kolay değildir. Sadece bu dili kullananlar açısından değil, olayların kendi dili açısından da bu böyledir. Ortada bir ölü varsa bunun üstüne çok yumuşak bir dil kurmak mümkün değil. Yani olayların kendisi de bu dili kolaylaştırmıyor.

Hep medya tartışılıyor ama bu ülkede asıl tartışılması gereken şey üniversitelerdir. Üniversite hocaları tartışmak konusunda ne kadar cesaretliler? Medya daha oynak, gündelik hakikatlerle ilgili bir şeydir. Üniversite daha sağlam, daha omurgalı olması gereken bir yer iken üniversitelerin söylediği bir şey yok.

 “Türkiye’de üniversiteler lise gibi oldu. Cübbenin altı tın tın…”

Türkiye’de üniversiteler lise gibi oldu. İşin kötüsü öğrenciler de öyle algılıyor, hocalar daha kötü durumda. Üniversiteye gelmeden önce öğrencinin tek anladığı şey, üniversitenin test çözülerek varılan bir yer olduğu.
Sessiz bir üniversite varsa başka bir alternatifiniz var mı? Üniversitedeki çokseslilik başka bir yerde var mı? Ama manzaraya baktığınız zaman, cübbenin altı tın tın.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3