Buralar Eskiden Dutluk Değildi
Çoğumuz hastanede; bazılarımız ise oraya yetişirken doğdu. Okulumuzun elektrik teknisyeni Can Akyasan ise, Galatasaray Üniversitesi’nin kampüsünde. O zamanlar Galatasaray Lisesi’nin ek binaları bulunuyordu bu bahçede... Babası Galatasaray Lisesi’nde görevliydi. Şu anda okulumuzda Personel Şube Müdürü olan ablası Ayşe Başel’le birlikte bu bahçede koşup oynayarak büyüdüler. Okulumuzun geçmişini, eski öğrencilerle anılarını, okuldaki görevlerini, iki kardeşle konuştuk..

Haber ve Fotoğraflar: Bartu Ercan

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
 
Can A. Galatasaray Üniversitesi’ndeelektrik teknisyeni olarak çalışıyorum. İlk ve ortaokulu, Ortaköy’de bulunan Kılıç Ali Paşa İlköğretim Okulu’nda okudum. Liseyi ise Taksim’deki Endüstri Teknik Lisesi’nde bitirdim. İstanbul Üniversitesi’nde 2 yıllık elektrik teknikerliği eğitim alarak GSÜ’de stajyer olarak göreve başladım. Sonra sözleşmeli devam ettim. Şimdi ise devlet memuruyum. Ayşe B. İlkokulu Barbaros İlköğretim Okulu’nda okudum. Beşiktaş Kız Lisesi’nde liseyi bitirdim. 1 yıl ara verdikten sonra Galatasaray Üniversitesi’nde işe başladım.

Biraz geçmişe dönelim şimdi. Sayın Başel, eskiden burada kimler eğitim görüyordu?
 
Ayşe B. Anadolu Lisesi sınavlarını kazananlar ortaokulu ve liseyi burada okuyorlardı. Burası hem ortaokuldu hem de liseydi. Ama sadece kızlar liseye devam edebiliyordu. Erkekler, 2 sene hazırlık
okuduktan sonra Beyoğlu’na gidiyorlardı.

Babanızın da Galatarasay Lisesi’nde çalıştığını biliyoruz. Ne zamandır GS camiasında görev yapıyordu ?
 
Can A. 1982’den beri bu kampüsteyiz. Babam, Beyoğlu’nda lisede başladı çalışmaya. Ambardan sorumluydu. O zaman özel şirketler yoktu. Yemekler burada da yapılıyordu. Lisede de... Bütün çalışanlar devlet memuruydu. Kapıdaki bekçisinden şoförüne kadar. Daha sonra ise Erdoğan Teziç’in şöförü oldu. Oradan da emekli oldu.

Çok değişti mi bu okul? Mesela fakülte binalarının bulunduğu yerde ne vardı? Yabancı Daire Başkanlığı’nın olduğu yerde ne vardı? O zamanki haliyle şimdiki arasında çok fark görüyor musunuz?
 
Can A.Tabii ki buralar eskiden dutluk değildi .(gülüşmeler) Ayşa. B. Binalar arttı tabii. Derslikler fazlalaştı. Eskiden daha çok lojman vardı. Can A. Yabancı Daire Başkanlığı’nın olduğu bina lojmandı. Sosyal Bilimler Bölümü de lojmandı.

Orada kimler kalıyordu genellikle?
 
Can A. Şöförler bazı öğretmenler kalıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam şu anki rektör binasında da lisenin müdür yardımcısı
kalıyordu. Altı da revirdi. Az iğne yemedim orada (Gülüşmeler) Mesela, İletişim Fakültesi’nin olduğu yer yatakhaneydi.
Yemekhane en alt kattaydı. Ayrıca kantin de vardı.
Ayşe B. Öğrencilerin şu an yemek yediği yer boştu. Detay’ın şu an bulunduğu yer mutfaktı. 

Şimdi Yiğit Okur Kampüsü’nün olduğu yerde ne vardı?

Ayşe B. Orada, eski arabalar vardı. Araba mezarlığıydı orası. Kapalıydı yani. Demir kapı vardı. Sadece çatıdan baktığımızda
orayı görebiliyorduk. Babamız da uyarıyordu zaten. “Beni, ‘bücür’ diye çağırıyorlardı”

Nasıl bir çocuktunuz? Hiç yaramazlık
hikayeleriniz var mı?
 
Can A. Ben biraz haylaz bir çocuktum. Ablam beni kontrol ediyordu. Babam onları tembihliyordu “Dışarı salmayın bunu” diye. Ama biz tabi sakin durmuyorduk. Lojmandaki arkadaşlarla birlikte lojmanların alt katlarına giriyorduk . Elimizde el feneri tabii. Bir gün, yeşilimsi büyük vazolar bulduk. Çocuğuz işte. Taşı alıp kırıyorduk.
Ayşe B. Evet. Ben de girmiştim. Gizli bir yer var diyorlardı. Tünel var diyorlardı. Küçüktük. “Bakalım bir” diyorduk. Sizler de o zaman çocuktunuz.
 
Öğrencilerle sürekli iletişim halindeydiniz. Onlarla nasıl zaman geçirirdiniz?
 
Ayşe B. Bizde biraz kurallar geçerliydi. Babam biraz dikkat etmemizi, fazla muhatap olmamamızı söylerdi. “Şikayet gelir” diye bizi uyarırdı.
Can A. Ben o kadar dikkat etmezdim. (Gülüşmeler) Futbola düşkündüm. Kendi kendime futbol oynardım. Daha sonra iyi oynadığım için öğrenciler beni çağırmaya başladı. “Gel bizim takımda olacaksın” demeye başladılar. Çok küçük, minyon tipli olduğum için de beni ‘bücür’ diye çağırılardı. Evden “Bücür gel. Yeniliyoruz.” diye çağırırlardı.
 
Onlarla birlikte okumak ister miydiniz?
 
Ayşe B. Evet okumak isterdim. Keşke okusaydım. Çok istiyordum burada okumayı. Kazanamadım maalesef. Çok zordu ve şimdi de zor.
Can A. İsterdim ben de okumayı. Keşke okuyabilseydim. 
 
Öğrenciler nasıl zaman geçirirdi?
 
Can A. Top oyuyorlardı genellikle. Mesela şimdi çöplerin koyulduğu yerle İletişim Fakültesi binasının arasındaki yerde top oynarlardı. Çünkü diğer yerlerde top denize kaçıyordu. Aynı zamanda bizim evin camı oraya bakıyordu. Çağırmaları kolay oluyordu. Plastik top alırdık. Yanımızda Kabataş Lisesi vardı. Onlardan bizim tarafa top gelir biz atardık. Bazen bizim topumuz giderdi. Topumuz olmadığı zaman geri vermezdik.
 
Toplarınız denize kaçmıyor muydu?
 
Ayşe B. Kaçıyordu tabii. Balıkçılardan istiyorduk. Onlar da bazen getiriyorlardı. Bazen dinlemiyorlardı bile.

Unutamadığınız idareci, öğretmen, akademisyen var mı?
 
Ayşe B. Evet. Ben Prof. Dr. Yıldızhan Yayla’yı unutamam. Defterlerini bana tuttururlardı. İlk atandığımda Üniversitenin rektörüydü. Kimseyi kırmak istemezdi. Öğrencilerle arası çok iyiydi. Herkes onu severdi.
Can A. Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i unutamam. Galatasaray Lisesi müdürüydü. Sonra üniversiteye Rektör oldu. Sonra da YÖK Başkanı. Benimle ilgilenirdi.

Şimdi de günümüze dönelim. Bir gününüz
nasıl geçiyor?
 
Ayşe B. 1993’ten bu yana Personel Daire Başkanlığı’nda çalışıyorum. 1,5 senedir de Personel Şube Müdürüyüm. Günlerimiz aynı geçmiyor. Özellikle Kasım ve Aralık aylarında yoğun oluyoruz. İstatistik ve iş alımlarımız oluyor. Yeni yıla hazırlıklarımız oluyor.
Can A. Bizim de yoğun geçiyor. Sürekli tamirat, tadilat işlerine koşuyoruz. 

Can: “Bazen anılarım gözümde canlanıyor”
 
Okulun eski olması işinizi zorlaştırıyor
mu?
 
Can A. Tabii ki zorlaştırıyor. Sigortasını bulmak bir yerin bayağı zaman alabiliyor. Deneyimli olmama rağmen zorluklar
yaşıyorum. Arada bir çarpılıyorum. (gülüşmeler) Ama altyapı sorunumuz büyük oranda çözüldü. Yönetim her isteğimizi yerine getiriyor. Şu an için sorunumuz yok diyebilirim.
 
Küçükken “Ben burada yaşamaya devam ederim. Burada çalışırım” diyor muydunuz?
 
Ayşe B. Hayır tabii ki. Kendi adıma konuşuyorum. Benim böyle bir planım yoktu. Ama böyle bir şey olduğu için de çok memnunum.
Can A. Doğduğum, büyüdüğüm yerde çalışmaktan çok memnunum. Benim de böyle bir planım yoktu. Kaderimizde varmış. Ama dediğim gibi çok memnunum burada olmaktan. Anılarım bazen gözümde canlanıyor. “Ben burada top oynardım, burada
oturup babamı beklerdim” diyorum bazen.

Not: Ayşe Başel, röportajımı bitirdiğimi ve ses kayıt cihazımı kapattığımı görünce bana: “Sana bir şey söyleyeceğim. Ben Galatasaray Lisesi mezunu biriyle evlendim” diyor ve iki çocuğu olduğunu söylüyor. Ben de bu güzel haberi sizden saklayamadım tabii. Kim bilir? Belki onların çoğu da Galatasaray Üniversitesi’nde okur ve bu geleneği devam ettirir.

Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3