Cihan için özgürlük
Cihan Kırmızıgül, GSÜ Endüstri Mühendisliği öğrencisi, 20 Şubat 2010’da gözaltına alındı ve 21 aydır
Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu…
 
Cihan, Kağıthane’de bir markete düzenlenen molotoflu saldırıya katıldığı gerekçesiyle polisler tarafından gözaltına alındı. Bahsi geçen gün Kağıthane’de arkadaşının evinde bulunan ve otobüse binip evine dönmek üzere durakta bekleyen Cihan, kendisi için o gün suç sayılacak bir şey taşımaktaydı: puşi. Yapılan aramalarda üzerinde ve evinde herhangi bir suç delili ve bahsi geçen eyleme katıldığına dair hiçbir delil bulunmamasına rağmen tutuklandı. Şimdiye kadar altı defa mahkeme karşısına çıkan Cihan, 9 Aralık 2011’de bir kere daha mahkemeye çıkacak.
 
Kalan tek delil; puşi
 
Cihan’ın Avukatı Sait Tanrıverdi gözaltına alındığı günden beri dosyayı neredeyse ezberlediğini belirtti ve polis tarafından öne sürülen delillerin tutarsız olduğuna dikkat çekti. Gizli tanıklık yapan kişinin ortaya çıkıp kendisine gösterilen zanlı ile duruşmalarda yargılanan Cihan’ın aynı kişi olmadığını da belirttiğini fakat Cihan’ın adının bile geçmediği eylemlerin iddianamesine eklendiğini anlattı. Mahkemenin tavrını “Ben 20-22 yıldır bu işin içindeyim eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde de görev yaptım ama böyle bir mahkemeye ben hiç rastlamadım. Aslında ortada hiçbir delil yok, bakış açıları var, önyargılar var.” sözleriyle eleştirirken savcının bile artık beraat isterken mahkemenin yeniden polislerin tanıklığına başvurarak tutukluluğu uzatmayı amaçladığını söyledi.
 
Basın açıklaması
 
16 Kasım günü Cihan Kırmızıgül için Beşiktaş Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasına GSÜ öğrencileri ve öğretim görevlilerinin yanısıra Sanatçı İlkay Akkaya, Radikal Gazetesi köşe yazarı Yıldırım Türker ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da katıldı.

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi adına basın açıklamasını okuyan Özgür Mumcu: “Yarın 17 Kasım, Uluslararası Öğrenci Hakları Günü! Bugünün anlam ve önemine yakışır bir tablo ile karşı karşıyayız; yüzlerce öğrenci ömrünün adliye koridorlarında, cezaevi koğuşlarında tüketildiğine tanık oluyoruz. Hem de yalnızca poşu taktıkları, bazı basın açıklamalarına katıldıkları, bazı kitapları okudukları için!” dedi ve Cihan’ın altıncı defa tahliye edilmek ümidiyle duruşma salonunda olduğunu belirtti. 

Yeni savcı Cihan Kırmızıgül için 
45 yıl hapis istedi
 
16 Kasım 2011 günü duruşması yapılan Cihan Kırmızıgül için beklenen tahliye gelmedi. “Delil yetersizliği” sebebiyle tahliye isteyen Cumhuriyet Savcısı Mustafa Çavuşoğlu’nun yerine atanan yeni savcı Hikmet Usta dinlenen polislerin ifadelerine dayanarak Cihan Kırmızıgül için 45 yıl hapis cezası istedi. Olay anında olmayan polislerin tutanaklarda imzası olduğunun altını çizen Av. Sait Tanrıverdi bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacağını belirtti.
 
“Güvenlik” gerekçesi, her derde deva
 
Cihan’ın durumunu yakından izleyen ve genel olarak tutuklu öğrenciler ile dayanışma içerisinde olan Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi’nden Deniz Gedik, öğrencilerin eğitim hakkının da elinden alındığını ve üniversitenin bir “cadı avı” merkezi haline geldiğini söyledi. 
 
Tutuklu öğrencilerle dayanışma ve
bir misyon üstlenme fikri nasıl ortaya
çıktı?
 
Aslında tutuklu öğrenciler meselesi, son zamanlarda özellikle artan tutuklamalar da göz önüne alındığında belli bir süredir
kafamızı kurcalayan bir konuydu. Bu konuda bir söz söyleme fikrinin tohumu ise, Özgür Mumcu’nun Cihan’ı konu alan
“Hapishanelere Güneş Doğmuyor” başlıklı yazısını takiben ekildi. Yazıda “Butik Üniversite” GSÜ’den bir öğrencinin 14 aydır tutuklu olduğundan bahsediliyordu ve biz GSÜ’lüler bu durumdan bihaberdik. Bunun verdiği vicdan azabı, biraz da inanamama haliyle Özgür Hoca’ya ve Cihan’ın okul arkadaşlarına ulaştık. Böylece bir fikir ve bu konuya ilişkin harekete
geçme iradesi şekillendi. Sillesini başta Kürtler olmak üzere muhalif kesimin yediği bu tutukluluk sürecine bir çözüm
bulmak amacıyla toplandık. Yazın ataletinden kurtulur kurtulmaz da, çeşitli üniversitelerden öğrenci, akademisyen başta olmak üzere diğer katılımcıların çekirdeğini oluşturduğu bir inisiyatif kuruldu. Ancak bu inisiyatif kurulur kurulmaz konu ve yapı itibariyle puşi vakasını çok aştı ve tüm tutuklu öğrencilerle, TMK usulleriyle, cezaevi şartları ve eğitim hakkıyla ilgili sorunu olan kimseleri bir araya getiren bir inisiyatife dönüştü.

İnisiyatif olarak hangi sorunlar üzerine
çözüm arayışındasınız?
 
İnisiyatif, tutukluluk meselesinin öğrencilerle sınırlı olmadığını bildiği halde, özellikle öğrenci ve akademisyenlerce şekillenen
yapısı gereği tutuklu öğrencilerin sorunlarıyla ilgili söz söyleme derdinde. Bu durumun aslında iki odağı var. Birincisi yaşanan hak ihlalleri, yani işin hukuki boyutu. Bu çerçevede TMK usulleri, iddianame hazırlanma süresinin uzunluğu, tutukluluk mekanizmasının alternatifleri bertaraf edilerek uygulanması ve fiilen cezaya dönüşmesi, uzun tutukluluk süreleri, gerekçesiz kararlar, bu kararlara karşı etkin başvuru yollarının olmaması, disiplin cezaları başta olmak üzere sayısız sorundan bahsedilebilir. 

Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3