Üniversiteliye " F " Tipi Disiplin
Üniversiteler “özgürleşirken” öğrenciler katıldıkları demokratik eylemlerde gözaltına alınıp keyfi olarak nitelenen sebeplerle tutuklanıyorlar. Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi’nin raporuna göre sayıları 500’e yaklaşan “tutuklu öğrenciler” protesto eylemlerinde bulunmak suç sayılmadığı için Terörle Mücadele Kanunu maddeleri üzerinden yargılanırken, bir kez de rektörlükler tarafından ya okuldan atılarak ya da “güvenlik” gerekçesiyle sınavlara alınmayarak cezalandırılıyorlar.
 
Haber: Cansu Güneş Seferoğlu, İbrahim Arslan
Fotoğraflar: Cansu Güneş Seferoğlu
 
İfade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı, hem Anayasamızda hem de tarafı olduğumuz uluslararası antlaşmalarda güvence altına alınmış haklar. Ancak 2009 yılından bu yana artan gençlik muhalefetinin yaptığı etkinliklerin uygulamadaki karşılığı: Terörle Mücadele Kanunu’nda belirlenmiş ‘Terör örgütü üyeliği’ suçlaması ile yargılanmak… TMK’ya göre suç, hukukçulara göre hak. Peki,ya tutuklananlar; öğrenci mi, terörist mi? 
 
“Hak ve özgürlüklerde orantısız sınırlamalar” 
 
İstanbul’da sayısı 87’ye ulaşan tutuklu öğrencilerle ilgili hukuki durumu ve TMK’nın içeriğini, uygulanma biçimini anlatan İstanbul Barosu Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, gelişmeleri, “Terörle mücadelede dikkate alınması gereken kırmızı çizgiler vardır. Bunlardan bir tanesi de terörle mücadele adına hak ve özgürlüklerde orantısız, gereksiz, anlamsız bir takım sınırlamalara gitmemek” diye değerlendiriyor.
 
Hukukun öncelikle bir yorum işi olduğunun altını çizen Doç. Dr. Kocasakal, kanunların somut olaylara uygulanmasında yorumu yapan kimselerin hayata ve özgürlüklere bakışının önemine işaret ediyor ve TMK’nın 1. maddesinde yer alan terör tanımının ve terör suçlarının mahkemeler tarafından ‘oldukça geniş değerlendirildiğini’ belirtiyor. Uluslararası normlara göre terörün ayırt edici yönünün ‘şiddet’ olduğunu belirten Doç. Dr. Kocasakal bu konuda Detay’a şu bilgileri verdi:
 
“Türkiye’de örgüt suçlaması, örgüt ıslahı tamamen teknik hukuktan soyutlanarak siyasi mülahazalarla, siyasi düşüncelerle yapılan bir suç haline geldi. Bu anlayış, hepimizin hakkı olan özgürlükler için tehdit niteliğindedir. Yani bugün siyasi iktidar istediği, canını sıktığını düşündüğü kişilere karşı rahatlıkla örgüt suçlamasını yapabilmekte ve sırf bu suçlamaya istinaden kişiler bir hüküm olmaksızın aylarca, yıllarca tutuklu kalabilmektedir. Buna hukuk devleti diyemezsiniz.”
 
Tepki kanunu
  
TMK’da 2006 yılında yapılan değişikliklerle getirilen hükümlerin, yükselen terör eylemlerine karşı tepki kanunu haline geldiğini belirten Kocasakal, terörle mücadelenin kırmızı çizgileri olduğunu ve bu amaçla yapılan kanunların daha sakin
zamanlarda, hukukçular arasında tartışılarak yapılması ve üzerinde de fazla oynanmaması gerektiğine işaret etti.
 
Öğrencilerin yargılama süresinin uzamasını, suç oluşturduğu öne sürülen fiilin hukuki nitelemesinin, ilk etapta emniyet birimleri tarafından yapılmasına bağlayan Kocasakal uygulamada karşılaşılan sorunu şöyle anlattı:
 
“Sırf Özel Yetkili Mahkemeler’in görev alanına sokabilmek adına, somut ve yeterli bilgi, delil olmadığı halde hukuk kurallarını da bir yana bırakarak basmakalıp bir vaziyette terör örgütü üyeliği isnadı yapılmaktadır. Bu niteleme ile amaçlanan da sadece protestocu öğrencilerin hem Özel Yetkili Mahkemeler’in görev alanına sokulmasını sağlamak, hem de gözaltı tutukluluk gibi sürelerinin daha uzun uygulanabilmesinin hukuki alt yapısını oluşturabilmek.”
 
Özel Yetkili Mahkemeler’deki yargılamalarda ‘gizli tanık’ ve ‘dinlemeler’ olarak neredeyse 2 tür delil gösterildiğini söyleyen Doç.Dr. Kocasakal, gizli tanıklığın Dünya’da mafya tipi örgütlerle mücadele için ve Türkiye’dekinin aksine hukuken çok dar bir alanda uygulandığını belirtti. Gizli tanıklıklar hakkında şu bilgiyi verdi: “Bu delilin kullanımını bizim kanunumuzda olduğu gibi genişletirseniz,kişilerin savunma hakkını elinden alırsınız. Hele şu anki uygulamada, bir gizli tanığın bir ifadesiyle kişi, sanki suçu sabit olmuş gibi tutuklanmakta ve yıllarca tutuklu kalabilmektedir. Tabi bu gizli tanıklara nelerin vaad edilmiş olduğunu da bilemiyoruz.” 
 
 

Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3