“ÖĞRENCİLERİME SAYGI DUYUYORUM”
Öğrenim hayatımızda severek dersine gittiğimiz hoca sayısı sayılıdır. En sıkıcı olan bir ders bile hoca sayesinde mucizevi bir şekilde eğlenceli hal alabilir. İşte bu mucizeyi yaratabilen hocalarımızdan Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanı Çiğdem Ersayın’la eğitiminden özel hayatına kadar her şeyi konuştuk.

Haber: Bartu Ercan
Fotoğraf: Cansu Güneş Seferoğlu
 

 
Kime “Çiğdem Hoca hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorsak; yüzünde ilk önce gülümse beliriyor. Bu kadar sevilen biri olmayı nasıl başarıyorsunuz? 

(Gülüşmeler) Özel bir çabam olmuyor. Hepiniz özel çocuklarsınız. Herkes bu okulda okuyamıyor. Akıllı çocuklarsınız. Karşılıklı oluyor her şey .Bir de mesleğimi çok seviyorum. Eğitim benim için çok önemli. Severek yaptığımdan dolayı bu da çevreme yansıyor sanırım. 

İngilizce öğretmenliği lisans eğtimi aldıktan sonra sizi pazarlama alanına yönelten gelişme neydi?

6 sene farklı kurumlarda öğretmenlik yaptıktan sonra eşim bana: ”Alanını seviyorsun. Ama bazı sıkıntılar yaşıyorsun. Başka alanlara yönebilirsin” dedi. Ben de pazarlama alanını seçtim. O zaman bu işleri yapmak daha kolaydı. Derken Paşabahçe’de bir pozisyon açıldı ve “Tanıtım ve tutundurma sorumlusu” olarak Tasarım Departmanında işe başladım. 

Paşabahçe, Ege Seramik, Real Hipermarket gibi farklı kulvarlardaki kurumlarda çalışmak sizi zorlamadı mı?

Tabi ki başlarda çok zorlandım. Hiç bilmediğim bir alan. Ben eğitimciyim… Bir şekilde tutunmaya çalıştım. Alaylı olmam
beni rahatsız etti. ODTÜ ve TED’den alışmışız bir şeyin temeli olmalı diye. Burası benim için harika bir okul oldu. O temeli burada oturttum diyebilirim. Tabi farklı kurumlarda çalışmak zor. Her kurumun yaptığı şey birbirinden farklı. İstenilen şeyler farklı olunca sen de ona adapte olmak zorunda kalıyorsun.

Galatasaray Üniversitesi maceranız nasıl başladı?

Son Real maceramdan sonra, bir karar vermek zorunda kaldım. Ya özel sektörde kalacaktım; ya da öğretmenliğe devam
edecektim. Eğitim benim özüm. Ondan ayrılamıyorum, seviyorum. Karar vermem gerekirken, Galatasaray Üniversitesi’nde bir pozisyon olduğunu öğrendim. Halime Yücel Bourse hocamızla, o zamanki dekanımız Özden Cankaya’nın yardımları sayesinde örnek bir ders gerçekleştirdik. O dersten sonra memnun olduklarını belirttiler. Öylece, Galatasaray Üniversitesi maceramıza başlamış olduk.
 “Bütün şirketler, ayakta kalmak istiyorsa teknolojiye ayak uydurmak
zorunda” 

Artık her şey interaktife döndü. Teknolojinin önlenemez yükselişi devam ediyor. Sizce pazarlamanın geleceği,
önlenemez bu ilerleyişe ayak uydurabilecek
mi?
 
Uydurmak zorunda. Birçok kurum , çok çabuk adapte oldu. Bütün bu firmalar gelişmenin farkında zaten. Bizim kullandığımız
araçlarda bizi bilgilendirmenin arayışı içerisindeler. 

Tüketici davranışlarınını yönlendirmenin teorilerini okulda öğreniyoruz. Siz gerçekten tüketici davranışlarının yönlendirilebileceğine inanıyor musunuz?

Ben her zaman derste de söylüyorum. Ben bir şeye ikna oluyorsam; kendi başıma oluyorum. Buna hiç mi dışarıdan müdahale olmuyor? Tabi ki hayır. Hepimizin kafasında şablonlar var. Kadınlar şöyledir erkekler böyledir diye. Ama Umberto Eco’nun yeni kitabı “Güzellik” adlı kitabındaki gibi. İnsanın güzellik anlayışı değişiyor. Çevresel faktörler bizi etkiliyor. Dolayısıyla bundan etkilenmemek için izole yaşamak gerekiyor.
 
Ankara’da doğdunuz. Uzun yıllar orada yaşadınız. Şimdi İstanbul’dasınız. Sizin için de artık Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönmek mi oldu?

(Gülüşmeler) Evet biraz öyle oldu. Ama Ankara özeldir. Düzenli bir şehirdir. Trafiğin sıkışacağı saat bile bellidir. İnsanlar belirli mekanlara giderler. İnsanların kompleks durumları yok. Bak! sessiz olmasına özlem duyuyorum. Onu arıyorum.

Oğlunuz Bilge ile aranızın çok iyi olduğunu biliyoruz. Onun planlarında da pazarlama var mı?

O bilim adamı olmak istiyor. Onu da açıkça söylüyor. O daha çok elektrik elektronik alanıyla ilgileniyor. Bizi de çok şaşırttı.
Daha 9 aylıkken elektriğe çok merakı vardı. Işıklarla bağ kurdu. O hayatını buna adamak istiyor. Biz de onun mutlu olmasını istiyoruz. Bütün çabamız onun istediği yerde ilerlemesi yönünde olacak.
 
“Moda eğitimine kendimi o kadar
kaptırdım ki; bütün derslerimi
‘F’ ledim”
 
Hocam,1987-1989 yılları arası size ne hatırlatıyor?
 
(Gülüşmeler) Moda eğitimimi hatırlatıyor. Ben küçüklüğümden beri elbise çizmeyi seven bir insandım. O zaman Üniversitede
öyle bir bölüm olmadığı için, Ankara’da yeni açılan MEB’e bağlı Özel Moda Okulu’na başladım. Üniversite 2.sınıfındaydım.
Kendimi o kadar kaptırdım ki; bütün derslerimi “F”ledim. Üniversiteyi 4 senede bitirmek zorundaydım. Bu sebeple 3. Ve 4.sınıfta alttan ve üstten dersler alarak bir şekilde okulu 4 senede bitirmeyi başardım. Okulu bitirip, öğretmenliğe başlayınca orada bitti benim için moda. Ondan sonra hobi bile olmadı. Güzel bir anı oldu benim için.


Bu sayımızla birlikte başladığımız “5’i 1 yerde” köşemizde Çiğden Hocamıza 5
kelime verdik ve onun için o kelimelerin ne ifade ettiğini sorduk.


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3