Sporun Alternatif Limanları: Bloglar




Medyaya yeni bir soluk getiren spor bloglarının gelişim sürecini, yazarları ile konuştuk. True Gland Slam’den Mesut Ulukök, ‘blogların sıradanlaştıkça popülerliğinin de arttığı’ görüşünde. Erbatur Ergenekon: “İnsanlar medyada aynı şeyleri okumaktan sıkılmıştı. Tam da bu noktada bloglar dev­reye girdi”

Haber: Ulaş Manazoğlu

Amatör bir çalışma olarak ortaya çı­kan bloglar, günümüzde çok farklı alanlara uzanmaya başladı. Blog­larında spor haberleri yazan blogger’lar, artık çeşitli medya kuruluşlarında iş im­kanlarına sahip oluyor. Televizyonda iz­lenme oranları düşük olan spor dallarıy­la ilgili blog sayfaları milyonlarca takipçi­ye ulaştı. Bunun sonucunda bir çok blog reklam almaya başladı. Spor medyasına yeni bir ses getiren ve önemi gittikçe ar­tan spor bloglarının bu duruma nasıl gel­diklerini, hangi eksiklikleri karşıladığını ve spor dünyasındaki yerini, Türkiye’den spor blog yazarları, Yunus Dilber, Erba­tur Ergenekon, M.Ali Güneşligün ve Me­sut Ulukök’le konuştuk.

Amatör bir internet günce­si olarak ortaya çıkan spor blogla­rı günümüzde nasıl bir konu­ma geldi?

Yunus Dilber (Te­nis analiz): Bloglar aslında hala bir in­ternet güncesi bir­çokları için. Ancak şu sıralar bu bloglar fark­lı bir konuma geldi. Me­sela ben kendi tenis blo­gumun yazarıyım. Benim gibi diğer tenis blogları, medyada neredeyse hiç yer bulmayan bir spo­run sesi olabiliyor.

Erbatur Ergenekon (Erbo’s Blog): Blog­lar sporun alternatif limanları durumun­da. İnsanlar medyada aynı şeyleri gör­mekten, okumaktan sıkılmıştı. Tam da bu noktada bloglar devreye girdi. Genellikle genç nüfusun dahil olduğu ve yönlendiği bir mecra bloglar. Sporun kavga, dövüş olmadığını bilen büyük bir kitle var. Blog­lar bu kitleye ayna oldu.

Blogları önceleri önemsemeyenler var­dı; ama internet gazeteciliği büyüdükçe sporseverler “sık kullanılanlar”ına bu öz­gür düşünce platformlarını da ekledi. Ön­ceden deneme yazıları olarak genellenen bu yeni dünya, büyük medya kuruluşları­nı da etkiledi. Medyaya bir anlamda yön vermeye başladı.

Mesut Ulukök(True Grand Slam): Futbol odaklı blogların fazlalaşması sonucu işin tadı biraz kaçabiliyor. Blogger hizmeti be­dava olduğu için bu ortama girmek çok kolay ve kimseye “blog açmayın” diyemi­yorsunuz. Bana ilginç gelen nokta, blog işinin sıra­danlaştıkça popülerliğinin artması. Mese­la şu an basketbol, bisiklet, voleybol, te­nis gibi farklı sporlar üzerine fazla blog yok; olanlar da kalite açısından fut­bol bloglarından daha iyi du­rumda.

M.Ali Güneşligün(Maliano Blog): İnsan­lar için web sitesi tasarlamak ve kendi yazılarını bir gazetede veya popüler si­tede yayınlamak eskiden kolay bir iş de­ğildi. Bloglar bu iki imkanı bir arada sun­du. Çok kısa sürede, kolay bir şekilde, is­tediklerini, kimseden izin almadan, sınır­lama olmadan yazıp yayımlayabilir hale geldiler.

Takipçi sayısı yüksek blog sahipleri­nin gazete,televizyon gibi mecralarda iş bulmasını, sitelerine reklam almala­rını nasıl yorumluyorsunuz?

Yunus Dilber: Açıkçası ben reklam işi­ne pek sıcak bakmıyorum. Ancak blog sahiplerinin medyada iş bulmaları iyi bir şey. Bir blog sahibi, gerçekten gazeteci­lik veya televizyonculuk yapmak istiyorsa bence ilgilendiği branşta kendisini dur­madan geliştirmeye bakmalı. Belli bir yet­kinliğe ulaştıktan sonra mesleği profes­yonel olarak yapmalı.

Erbatur Ergenekon: Çok yetenekli yazar­lar, çok farklı görüşlere ve kalemlere sa­hip bloggerlar var. Haliyle bu isimler fark­lı medya mecralarında kendilerine iş bul­maya başladı. Bu, bence Türkiye’de farklı şeylere de değer verildiğinin bir gösterge­si. Bloga reklam almanın da blog ruhuna aykırı olduğu fikrine katılmıyorum. İnsa­nın emek verdiği şeyden para kazanma­sından daha doğal ne olabilir ki?

M.Ali Güneşligün: Medya çağa ayak uy­duramayıp sadece kendi istediğini arz etti ve bir noktadan sonra beklentileri karşıla­yamadı. Şu anda mesela İspanya’daki bir olayı bloglardan görüp yayınlar hale gel­diler. Gazetelerin çoğu da bloglardan al­dığı haberlerde kaynak belirtmiyor. Ama­tör bloggerların profesyonelleşmesinde önemli olan gidilen yere değişimi de be­raberinde götürebilmek.

Sizce bloglar nasıl bir ihtiyacı karşıladı ki bu kadar popüler oldu?

Yunus Dilber: Bloglardaki yazarlar konu­ların derinine iniyor, bu sitelerde detay­lı sohbetler ve tartışmalar oluyor. Bunun yanı sıra, blog yazarının kendi düşünce­lerini yansıtırken samimi olması bu tip si­telerin popülerleşmesinde çok büyük bir etken.

Erbatur Ergenekon: Bu ülkede sporun fut­boldan ibaret olmadığını düşünen birçok insan var. Medya da tiraj ve izlenme kay­gılarından dolayı farklı sporlara yer ver­miyor. Bloglarda bu tip kaygılar olmadığı için, insanlar kendi zevklerine dair med­yada rastlayamadıkları bilgilere ve haber­lere ulaşıyor.

M.Ali Güneşligün: Ben bloglardaki öz­gün dili, kimseye hesap vermeden yapı­lan dobra yorumları seviyorum. Bu yüz­den, haber sitesine dönüşen bir blogu ta­kip etmek içimden gelmiyor. İnsanlar da sanırım klişenin dışına çıkan bu tarzı se­viyorlar.


 


Anasayfa | Bağlantılar | Hakkımızda | İletişim | Site Haritası Gsü Bim 2010 & Ver. 1.0.0.3